Köşe Yazarları
|
ÜÇÜNCÜ ASIRDA YETİŞMİŞ RİCAL ÇALIŞMASI AĞIR BASAN BAZI ŞAHSİYETLER |
| Cüneyt | |
|
6-İBNU MÂCE VE SÜNEN'İ |
| Cüneyt ÇAL | |
|
SAPLA SAMAN YİNE KARIŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
YA POLİSİN HAKKI!! |
| Ünal BENLİALPER | |
| EVTAS OLAYI |
|
|
|
| Yazar Cüneyt ÇAL on Çarşamba, 15 Ağustos 2007 16:34 | |||
|
EVTAS OLAYI Hicretin sekizinci yılında Huneyn gazvesinden sonra meydana gelen olay. Mekke'nin fethinden sonra Nasroğulları kabilesinden Malik b. Avf liderliğinde Hevâzin ve Sakif kabilelerinden oluşan müşrik ordusu Müslümanlara savaş açmış ve kadın, çocuk ve eşyalarını da ordunun arkasına alarak Huneyn vadisine gelmişlerdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) de Müslüman ordunun hazırlanmasında henüz Müslüman olmamış müşrik Savfan b. Umeyye'den ordunun silah ve teçhizatını borç almak seklinde sağlamış ve İslâm ordusu asilerin üzerine gitmişti. Ancak Müslüman askerler çokluklarıyla övünerek tedbirsizce ilerlerken Malik b. Avf'in askerleri onları ok yağmuruna tutarak bozguna uğrattılar. Savaş alanında Hz. Peygamber (s.a.s.) ve en yakin ashâbı kalırken, Müslüman askerler geri kaçmaya başladılar. Müslümanlar çokluklarıyla mağrur olmuşlardı. Kelede b. Hanbel, "Bugün sihir bozuldu" derken, Seybe b. Osman b. Ebi Talha adli müşrik de Uhud savaşında öldürülen babasının intikamını almak için Hz. Peygamber (s.a.s.)'e saldırdı; ancak bir mucize eseri eli kolu bağlandı kaldı. Daha sonra o söyle dedi: "Resulüllah’ı öldürmek istedim, ancak başıma bir hal geldi, hatta kendimden geçtim, onu öldürmeye güç yetiremedim, nihâyet onun korunmuş olduğunu anladım" (Ibn Hisâm, es-Sire, IV, 72-80). Bu sırada Abbas b. Abdülmuttalib'in gür sesini duyan Müslümanlar tekrar toplandılar ve mevzilerinden çıkan kâfirleri bozguna uğrattılar. Malik b. Avf Taif'e kaçarken, bir kısım düşman askeri de çocuk, kadın ve eşyalarıyla Nahle ve Evtâs ovalarına çekildiler. Hz. Peygamber (s.a.s.) esir ve ganimetlerin Cirâne'de bekletilmesini emrederek Mâlik b. Avf'ı tâkip etti; onun sığındığı Tâif'i haram aylardan Zilkâde girinceye kadar kuşattı, sonra Cirâne'ye döndü (Ibn Sa'd, Tabakat, II, 114 vd.; Ibn Hisâm, es-Sîre, IV, 128). Hz. Peygamber (s.a.s.) Ebû Amir Es'ârî'yi Evtâs'daki asilerin üzerine yolladı. Ebû Âmir savaşırken şehid düşünce yeğeni Ebû Musa el-Es'ari, yerine geçerek asileri yendi; başlarında bulunan Düreyd b. Simme'yi öldürdü; esirler ve ganimetlerle Hz. Peygamber'in yanına döndü. Esirler arasında Hz. Peygamber'in süt kardeşi olan Sa'd b. Bekiroğulları kabilesinden Seymâ binti Hâris de bulunuyordu. Onu Hz. Peygamber'in huzuruna çıkardılar. Hz. Peygamber, onun sütkardeşi olduğunu ve sütannesi Halime'nin yıllar önce öldüğünü duyunca, gözleri doldu. Sütkardeşine yanında kalabileceğini söyledi; fakat o, kabilesine dönmek istedi. Hz. Peygamber de onu yanına bir köle, iki cariye v.b. hediyelerle kabilesine geri gönderdi. Allahu Teâlâ, Kur'an-i Kerîm'de, Müslümanların bu savaştaki halini şöyle anlatmaktadır; "Huneyn gününde de hani çokluğunuz, sizi gurura sevk etmişti de, size fayda vermemişti. Yeryüzü, bunca genişliğiyle size dar gelmişti. Sonra ardınıza dönüp, kaçmıştınız. Sonra Allah, Resulüne ve Müslümanların üzerine sükûnet ve huzurunu indirdi" (et-Tevbe, 25/26). Hz. Peygamber, Taif'ten döndükten sonra Cirâne'de Havâzin kabilesinin heyetini kabul etti. Onlar, Müslüman oldular, esir ve ganimetlerini istediler. Hz. Peygamber, kadınlarını verdi, mallarını ise ganimet olarak bıraktı. Bu sırada kadın esirlerden bazılarını ellerinde bulunduran Müslümanlardan yeni İslâm’a girmiş olan Mekkelilerden Akra b. Habîs, Uyeyne b. Hisn, Abbâs b. Mirdâs, ellerindeki esirleri vermek istemediler. Resulüllah, "onları bırakınız; o esirlerden her biri için kendisine düşecek ilk ganimetten size altı hisse verilecektir" dedi (H. İbrahim Hasan, İslâm Tarihi, çev.: İsmail Yiğit ve diğerleri, İstanbul 1983, I,191). Hz. Peygamber, bu yeni Müslümanlara, kalpleri İslâm’a isinsin diye, ganimetten fazlaca verince, ensâr, bu taksimden kırılmıştı. Bunu belli edince, Hz. Peygamber, onları bütün Arap kabilelerinden daha çok sevdiğini söyledi; kendisinin de onlardan olduğunu belirterek, dua etti. Bunun üzerine ensâr, sevinçten ağladı. Hz. Peygamber, onlara söyle hitap etmişti: "Ey ensâr topluluğu, sizden gelen bir söylenti ve nefsinizde hissettiğiniz öfke, bana ulaştı. Siz müşrikken, Allah (c.c.) sizi benimle hidâyete ulaştırmadı mı?.. Birtakım kimseleri İslâm’a kazandırmak, kalplerini İslâm’a Isındırmak için verdiğim biraz dünyalık yüzünden bana kirildiniz. Hâlbuki ben, sizin dindeki samimiyetinize güvenmiştim. Allah'a yemin ederim ki, eğer Hicret olmasaydı, ensârdan bir fert olmayı tercih ederdim..." Ensâr, "Biz, Allah’ın Resulünün bizim payımıza düşmesine razıyız..." dediler (Taberî, III, 138–139).
|
Yorumlarınız...
- BİR ÇİFT GONCAGÜL
içten ve duygu yoğunluğu ile yazılmış bir mektup,U...
24.02.12 00:47 - BİR ÇİFT GONCAGÜL
Allah mutluluğunuzu daim etsin Nuran hanım
13.02.12 21:12 - Karlar Kraliçesi
gönlüne sağlık, gençlik şiiri belli
10.12.11 20:27 - ATATÜRK’Ü ANLAMAK
tebrik ediyorum. iyi tesbitlerde bulunmuşsunuz. At...
12.11.11 09:59 - BİR GÜN GÜNEŞ BİZİM İÇİN YENİD...
Ne güzel özetlemiş yazar kardeşimiz,"kerameti kend...
28.09.11 11:13
Günün Ayeti
Güneş, dürüldüğü zaman,














