Siteyi favorilerime ekleSayfayı favorilerime ekleAna sayfam yapBu sayfayı paylaşBu sayfayı Email olarak gönderbize ulaşınBu sayfayı yazdırPDF olarak kaydet
Back to Top
RECİ' OLAYI PDF Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 
Yazar Cüneyt ÇAL on Salı, 03 Ocak 2006 08:31   

RECİ' OLAYI

On kişilik bir Müslüman öğretici grubunun müşrikler tarafından hile ile pusuya düşürülerek şehit edildikleri olay.

Hicrî 4/Milâdî 626 yılında gerçeklesen ve basta Hz. Muhammed (s.a.s) olmak üzere bütün Müslümanları üzüntüye sevk eden bu olayın cereyan tarzı, kaynaklarda şöyle anlatılır:

Medine civarında yerleşik Adal ve Karra adlarında iki kabile vardı. Bu kabilelerin ileri gelenleri, Hz. Peygamber (s.a.s)'e müracaat ederek Müslüman olmak istediklerini, kendilerine Kur'an-i Kerim'i ve İslâm dinini öğretecek muallim ve mürşidler göndermesini istediler. Resulullah (s.a.s), İslâm’ın yayılması için hiç bir fedakârlıktan kaçınmadığının bir göstergesi olarak, öğretmen isteyen kabilelere, Asim b. Sabit başkanlığında on kişi gönderdi. Bu on kişi, baslarına gelecek şeylerden habersiz olarak İslâm’ı öğretme heyecanı ile yola çıkmışlardı. Sözü edilen heyet Mekke ile Usfan arasında Hüzeyl kabilesine ait "Reci" adı verilen yere ulaştıklarında, birdenbire, yüz'ü okçu olmak üzere ikiyüz kişilik bir çetenin hücumuna uğramışlar ve henüz ne olduğunu anlayamadan kendilerini savunmak amacıyla bir dağa iltica etmişlerdi. Gerçekten de, mürşid ve muallim isteyenlerle Hüzeyl kabilesi gizlice anlaşmış ve yakalayacakları Müslümanları Mekkeli müşriklere para karşılığında satma konusunda aralarında karara varmışlardı.

Köseye sıkıştırılan Müslümanlara okçular, teslim olmaları halinde hayatlarını bağışlayacaklarını söyleyerek kendilerine sığınmalarını istemişlerdi. Ancak kafile başkanı Âsim, müminlerin müşriklere iltica edemeyeceklerini ve teslim olmayacaklarını karşı tarafa bildirdi. Hemen akabinde de, durumun Hz. Peygamber (s.a.s)'e malum olması için Allah Teâlâ'ya niyazda bulundu. Çıkan çarpışmada, Âsım’ın da içinde bulunduğu sekiz kişi şehit oldu. Olayı daha önceden haber alan Kureyş, Âsım’ın kafatasını getirmeleri için bazı kişileri özel olarak görevlendirmişti. Fakat arıların şehidin cesedine üşüşmesi sebebiyle, Âsım’a düşündüklerini yapma imkânı ortadan kalktı. Bununla birlikte Âsım’ın arkadaşlarından Zeyd ve Hubeyb, çetenin, "Teslim olursanız sizi öldürmeyeceğiz" sözlerine inanarak teslim oldular. Müşrikler de, bu iki Müslüman teslim olur olmaz, bağlayarak Mekkelilere sattılar.

Mekke'nin önde gelenlerinden Safvan b. Umeyye tarafından satın alınan Zeydin, Kureyşlilerin katılımıyla meydanda öldürülmesine karar verildi. Mekke'nin ileri gelenlerinden Ebû Süfyan, Kureyşli müşriklerin huzurunda Zeyd'e, "Hayatının bağışlanması karşılığında Muhammed'in öldürülmesini ister miydin? Söyle bakalım!" dediğinde Zeyd'in cevabı şu olmuştu: "Kesinlikle böyle bir şey istemem! Benim canim O'nun yoluna feda olsun! Değil burada öldürülmesine, Medine'de ayağına bir diken batmasına bile razı olmam". Zeyd'in bu cevabi karşısında Ebu Süfyan, "Muhammed kadar, arkadaşları tarafından sevilen başka biri yoktur" demekten kendini alamadı. Zeyd'in bu cevabından hemen sonra, Safvan'ın kölesi Kistas tarafından acımasız bir biçimde şehit edildi.

Diğer Müslüman Hubeyb, Uhud'da öldürdüğü Hâris b. Âmir'in oğulları tarafından satın alınmış ve birkaç gün sonra öldürülmek üzere Harem-i Şerif’in sınırına gönderilmişti. İdam edileceği için, iki rekât namaz kılmak üzere izin istedi ve verilen izin doğrultusunda namazı kıldı. Bu arada ona, dininden dönmesi halinde idam edilmeyeceği söylendiğinde şu beyti okuduğu nakledilmektedir:

Ben Allah yolunda Müslüman olarak öldürülürken,

Canıma ne suretle kıyılacağına ehemmiyet vermem;

Benim ölümüm Hak Teâlâ uğrunadır ve O dilerse,

Benim tarumar olan vücudumu mübarek kılar.

Hubeyb'in idamdan önce kıldığı iki rekât namaz, o zamandan beri idam edilecek olan Müslümanların kıldıkları geleneksel bir namaz halini aldı: Hubeyb de acımasızca, müşrik caniler tarafından şehit edildi. Hz. Peygamber (s.a.s) ve diğer Müslümanlar bu olaya çok üzüldüler. Sâir sahabilerden Hassan b. Sâbit de yanık mersiyeler söyleyerek olaydan duyduğu acıları dile getirmişti.

 

Yorumlarınız...

Günün Ayeti

29 Cemaziye'l-Ahir 1433
FÂTIR SÛRESİAyet - 32.
Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.

İmsakiye

Reklam
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Telif Hakkı © 2005 - HUCESTE.COM_ 7 DEN 70 E HERKESE HER KESİME

Tüm Hakları Saklıdır. Joomla!, GNU/GPL lisansı ile BAYAZITHAN tarafından düzenlenmiştir.