Siteyi favorilerime ekleSayfayı favorilerime ekleAna sayfam yapBu sayfayı paylaşBu sayfayı Email olarak gönderbize ulaşınBu sayfayı yazdırPDF olarak kaydet
Back to Top
KURAYZAOĞULLARI VE ONLARLA SAVAŞ PDF Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 
Yazar Cüneyt ÇAL on Cuma, 21 Nisan 2006 19:47   

KURAYZAOĞULLARI VE ONLARLA SAVAŞ

Kurayzaoğulları Medine'de yasamış bir Yahudi kabilesidir.

Rasûlullah (s.a.s.) Medine'ye hicret ettiği zaman Yahudiler, küçük nüfus toplulukları halinde Suriye'den güneyde Yemen ve Umman bölgelerine kadar yerleşik halde yasıyorlardı. Fakat onların en kuvvetli oldukları yer Hayber bölgesiydi. Ayni insan kitlesi Medine (Yesrib)'de de mevcuttu. Ancak anlaşıldığına göre bunlar, daha ziyade bir göz yumma ve müsamaha sayesinde buralarda barınmaktaydılar. Zira Hz. Peygamber'in Medine'de yürürlüğe koyduğu anayasada, insan unsurunu tayin ve tesbit eden maddeler, Yahudileri, meydana gelen konfederasyonun müstakil ve otonom kabile toplulukları değil, Evs veya Hazrec gibi çeşitli Arap kabilelerine mensup, onların himayesine sığınmış insan toplulukları olarak tavsif edip göstermektedir (M. Hamidullah, Rasûlüllah Muhammed, Terc. Salih Tug, İstanbul 1973 s.174; Salih Tug, İslâm Ülkelerinde Anayasa Hareketleri, İstanbul 1969, s.31–40 vd.).

Bunlar üç ana kümeden ibarettiler: Kaynukalılar, Nadîrliler ve Kurayzalılar. Fakat bunların arasında kan davaları bulunduğundan, ayrıca kendi dost ve müttefikleri arasında da bölünmüşlerdi. Bunlardan KAYNUKAOĞULLARI Hazrec'in müttefiki, Nadîroğulları ile Kurayzaoğulları ise Evs'in müttefiki idiler (Ibn Hisam, es-Siretü'n-Nebeviyye, Nesr. M.es-Sekâ, I.el-Ebyârî, A.es-Sibli, Mısır 1375/ 1955, l, 540).

Evslilerle Hazrecliler arasında SAVAŞ olduğu zaman, KAYNUKAOĞULLARI, Hazrecle; Nadîroğulları ve Kurayzaoğulları, Evsle beraber çıkar ve her grup, kardeşlerine karşı, kendi müttefiklerine yardım ederler ve karşılıklı olarak birbirlerinin kanlarını dökerlerdi. Hâlbuki Tevrat ellerindeydi ve içinde (gerek lehlerinde gerekse aleyhlerinde) ne yazılı olduğunu biliyorlardı. Evs ve Hazrec ise müşriktiler; putlara tapıyorlar, ne Cennet ne Cehennem, ne ölümden sonra dirilme, ne kıyamet, ne Kitab, ne helal ne de haram tanıyorlardı (Ibn Hisam, a.g.e. II, 540).

SAVAŞ sona erince, biribirlerinden aldıkları esirleri, gûya Tevrat'a uyarak fidye karşılığında serbest bırakıyorlardı. Kaynukalılar; Evslilerin elinde olan esirlerini, fidye vererek serbest bıraktırdıkları gibi, Nadîroğulları ve Kurayzaoğulları da, Hazreclilerin elinde bulunan esirlerini fidye ödeyerek bıraktırırlardı. Müşriklere yardım etmek için döktükleri kanlara ve aralarında öldürülenlere karşılık kısas uygulamazlardı. Cenab-i Allah, bu tutumlarından dolayı onları şöyle azarlamaktadır:

"Bir zaman sonra siz, o kimseler oldunuz ki, artik birbirinizi öldürmeye aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarmaya, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşmeye başladınız. Eğer onlar size esir olarak getirilirlerse onlar (fidye karşılığında) esirlikten çıkarmak size haram kılınmışken, esir mübadelesi yapıyordunuz" (el-Bakara, 2/85).

Hz. Peygamber Medine'ye geldiği zaman, Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasında genel bir antlaşma ve mukavele yapmıştı. Bu mukavele hükümleri arasında; Yahudilerin de Mü'minlerle bir topluluk teşkil ettikleri kabul olunmakta, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in izni olmadıkça kendilerinin herhangi bir askerî harekâtta bulunamayacakları, ne Kureyşlileri ne de onlara yardım edenleri hiçbir şekilde korumayacakları, Medine'ye bir saldırı olduğunda elbirliğiyle müdafaada bulunacakları hükmü yer almakta, bu sırada Medine'de yasayan Kurayzaoğulları da ayni hükme dâhil edilmekteydi.

Nadîroğulları ile Kurayzaoğulları, aynı müşrik kabîlenin müttefikleri oldukları halde, Nadîroğulları Yahudileri kendilerini, soydaşları Kurayzadan üstün tutarlardı. Bir Kurayzalı, Nadîrden birini öldürecek olsa tam diyet ödemeye mecbur tutulduğu halde; bir Nadirli Kurayzadan birini öldürdüğünde yarim diyet öderdi. Böyle bir dönemde Nadîroğullarından biri bir Kurayzalıyı öldürmüş her iki taraf Peygamberimize müracaat ederek aralarında hüküm vermesini istemişlerdi. Aşağıdaki âyet bunun üzerine nâzil olmuştur:

"Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, istersen onlardan yüz çevir (kendi hallerine bırak). Onlardan yüz çevirirsen sana bir zarar veremezler. Şayet aralarında hükmedersen adaletle hükmet" (el-Mâide, 5/42).

Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.s), her iki cemaati eşit muameleye tabi tutmak suretiyle aradaki imtiyazı kaldırmış, Kurayzalıları, Nadîrlilerin seviyesine yükseltmiştir (Ibn Hisam, a.g.e. II, 566).

Ne var ki, Kurayzaoğulları nankörlük ederek, Rasûlüllah ile olan muahadeyi bozan ve O'na karşı savaşa kalkışan Nadîrlilere katıldılar. Peygamberimiz, Nadîroğulları Yahudilerini muhasara ederek yurtlarından sürüp çıkardığı halde Kurayzaoğulları Yahudilerini affetti. Yeni bir muahede ile onları yerlerinde bıraktı (Buhârî, Megâzî, 14; Müslim, Cihad ve Siyer, 2I).

Buna rağmen Kurayzaoğulları Yahudileri sinsi düşmanlıklarını sürdürmüşler; Hendek kuşatması sırasında Nadîroğullarına ait casuslar, onları müşriklerle işbirliği yapmaya tahrik ve teşvik etmiş, onlar da bu propagandaya kapılarak şehrin savunma planlarını boşa çıkaracak şekilde içerden harekete geçmişlerdi. Fakat Cenab-i Allah, kâfirlerin tuzağını boşa çıkarmış, Müslümanları bunların şerrinden korumuştu (el-Vakidî, el-Megâzî, Kahire 1367/1948, s.29I).

İslâm düşmanları, Hendek muhasarasını kaldırıp gidince Rasûlullah (s.a.s), evine gelerek silahlarını çıkarıp yerine koymuş ve yıkanmıştı. Bu arada Cibrîl (a.s.) Peygamber (s.a.s)'e geldi ve:

"Sen silahını çıkarmışsın! Vallahi biz melekler henüz silahlarımızı çıkarmadık. Haydi, onlara doğru yola çık! " dedi. Peygamber: "Nereye?" diye sorunca; Cibrîl, Kurayzaoğulları yurdunu işaret ederek: "İste şuraya" dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.s), Kurayzaoğullarına doğru hareket etti (Buhâri, Megâzî, 32).

Enes Ibn Malik der ki; "Rasûlullah (s.a.s) Kurayzaoğullarına sefer ettiğinde, Cibril'in melek alayının Ganmaoğulları sokağından geçtikleri sırada yükselen tozunu bugün bile hâla görür gibiyim" (Buhârî, Megazî, 32; Ibn Sa'd, Tabakât, II, 76).

Hz. Peygamber (s.a.s), ordusuyla Kurayzaoğulları yurduna varıp onları kuşatma altına aldı. Kuşatma yirmi beş gece sürdü. Kurayzaoğulları muhasaranın gittikçe uzamasından ve şiddetlenmesinden dolayı büyük bir sıkıntıya düştüler; teslim olmaktan başka çare kalmadığını anladılar. Rasûlullah (s.a.s)'e, kendileri hakkında hüküm vermek ve onun vereceği hükme göre teslim olmak üzere bir hakem tayinini istediler. Peygamber de; "Ashabımdan istediğiniz kimseyi hakem seciniz" dedi. Bunun üzerine Sa'd Ibn Muaz'ı hakem seçtiler (Ibn Hisam, a.g.e. III, 239; Buhârî, Cihad, 32; Taberî, Tarih, Nsr. Muhammed Ebu'l-Fadi İbrahim, Beyrut II, 592).

Rasûlullah (s.a.s), bunlar hakkında hüküm vermesini Sa'd Ibn Muâz'a havale etti. Sa'd da:

"Ben onlar hakkında şöyle hüküm veriyorum: bunların savaşanları öldürülsün, kadınları ve çocukları esir edilsin, malları da taksim olunsun" dedi (Buhârî, Cihâd, 32; Taberî, a.g.e. II, 592).

Hz. Peygamber (s.a.s), onları Medine'de bir evde hapsettikten sonra, hendekler kazdırmış ve eli silah tutan erkeklerin boynunu vurdurmuş, kadınlarını, çocuklarını ve mallarını da Müslümanlar arasında taksim etmiştir (Ibn Hisam, a.g.e. III, 240, 244).

Cenab-i Allah, bu hususu Kur'ân-i Mubîninde söyle dile getirir:

"Allah, Kitap ehlinden kâfirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor kimini de esir ediyordunuz" (el-Ahzâb, 33/26).

"Yerlerini, yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı dahi basmadığınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah her şeye kâdirdir" (el-Ahzâb, 33/27; Ayrıca Ibn Hisam; a.g.e. III, 250; M. Hamdi Yazir, Hak Dini Kur'ân Dili, VI, 3886).

 

Yorumlarınız...

Günün Ayeti

29 Cemaziye'l-Ahir 1433
SÂFFÂT SÛRESİAyet - 97.
Kavmi, “Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi.

İmsakiye

Reklam
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Telif Hakkı © 2005 - HUCESTE.COM_ 7 DEN 70 E HERKESE HER KESİME

Tüm Hakları Saklıdır. Joomla!, GNU/GPL lisansı ile BAYAZITHAN tarafından düzenlenmiştir.