Köşe Yazarları
|
'Dink cinayetinde kurumların ağır kusuru var' |
| Cüneyt ÇAL | |
|
BİR ÇİFT GONCAGÜL |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
Her ne olursa olsun, fıkıhla ilgisi olmayan bir Müslüman düşünülemez. İşte bu mülahaza ile bizler "fıkıh" penceresini biraz aralayacak ve onun genellikle tahsisi anlamıyla, günübirlik meselelerimize çare arayacağız. Şimdilik yapacağımız sadece nakil anlamında fıkıhtır. Yani bizler şu anda, fıkıhla meşgul olduğumuz için mecazî manâda fakihiz. Halimize, şu ana kadar aldığımız yola, yapılması gerekenlere göre yaptıklarımıza baktığımızda hakiki anlamda fakîh, yani müctehid olamayacağımızdan korkuyoruz. Ama Allah'ın lütfûnu, bize: "Ya Rab, bizi muttakilere imam kıl" diye dua öğretmesini ve O'nun sonsuz hazinesini düşündükçe yani olana değil, oldurana baktıkça da bunun zor olmadığını görüyoruz ve istiyoruz. İşin diğer yönüne gelince: "Fetvaya en cüretkâr olanınız ateşe de en cüretkâr olanınızdır" hâdis-i şerifini biliyoruz. Bu cüretkârlığı göze alamayız. Onun için yazacaklarımız terim anlamıyla "fetva" olmayacaktır. Çünkü gerçek anlamı ile "fetva" "müftî"nin işidir. Müftî ise müctehid olmalıdır. Biz şimdilik müctehid olmadığımıza göre yapacağımız işe de "fetva" vermek değil, fıkıhtan verilmiş fetvalardan aktarmalarla güncel meselelerimize çareler teklif etmek olacaktır. Şimdilik müctehid değiliz, dememiz iddialı olarak karşılanmamalıdır. Çünkü biz bunu söylerken kendimizi değil, işaret ettiğimiz gibi verecek olanı düşünerek söylüyoruz. O'nun vergisine sınır getirme hakkına sahip değiliz.  |
|
Günün Ayeti
Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).











