Köşe Yazarları
|
KÜLTÜR-İSLÂM |
| Cüneyt ÇAL | |
|
ÖZÜR DİLERİM ÖĞRETMENİM "SAYIN" KELİMESİNİ UNUTTUM |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
YA POLİSİN HAKKI!! |
| Ünal BENLİALPER | |
| BELEDİYE NİKÂHI, YA DA RESMÎ NİKÂH: |
|
|
|
| Yazar Cüneyt ÇAL on Pazar, 28 Kasım 2010 13:57 | |||
|
BELEDİYE NİKÂHI, YA DA RESMÎ NİKÂH: Belediyenin evlendirme dairelerinde kıyılan nikâh İslâmî açıdan da nikâh sayılır mı? Bu sorunun cevabını verebilmek için İslâmî nikâhın nasıl olduğunu bilmemiz gerekir. Fıkıh usulünde insanın fiilleri hissî ve şer’i olmak üzere ikiye ayrılır: Şer’i fiiller, şeriat gelmeden önce bulunsa dahi, şeriatın müdahale ettiği ve yeni bir şekle soktuğu fiillerdir. İslâmî nikâh da; niteliklerini şeriat belirlediği için şer’i, yani dinî bir fiildir. Dinî bir fiilin nasıl olacağı, dinî kabul etmeyen bir sistem tarafından değil bizzat din tarafından belirlenir. İslâmî nikâh, tarafların Müslüman olması halinde; "îcâb" ve "kabul" ün bulunmasıyla gerçekleşmiş olur. "İcâb"; birinin diğeriyle evlenme isteğini bildirmesi, "kabul" de; diğerinin bu teklifi kabul etmesi demektir. Bu karşılıklı sözleşmenin hiçbir şüpheye yer bırakmaması gerekir. Çünkü nikâh önemli bir müessesedir. Taraflar bütün varlıklarıyla birbirinin olmakta ve ömür boyu sürmesi gereken bir müessese bu temel üzerine oturmaktadır. Onun için nikâhtaki anlaşma kelimeleri, ya açıkça nikâhı ve evlenmeyi anlatan kelimeler olmalıdır, ya da o anda başka anlama gelme ihtimali olmayan ve kendileriyle evlenme kastedildiği kesin olan kelimeler olmalıdır. Meselâ: Kadın: - "Beni eşliğe (ya da zevceliğe) kabul ettin mi?" Erkek: - "Ettim. (Ya da seni zevce olarak aldım, eşliğe kabul ettim)" gibi. Veya: Erkek: - "Seninle evlenmek istiyorum, bana zevceliği kabul eder misin?" Kadın: - "Ettim." Görüldüğü gibi birinci örnekte "îcâb" kadından, "kabûl" erkekten, ikinci örnekte de "îcâb" erkekten, "kabûl" kadındandır. Bu bir şey değiştirmez, önemli olan: 1. İcâb ve kabulün başka anlama ihtimal olmayan sözlerle olması, 2. En azından birinin geçmiş zaman kipiyle bulunmasıdır. Ancak bu Arapça'nın özelliğinden dolayı böyledir. Türkçe'de ise nikâh yapılan mecliste taraflar "ediyorum" deseler dahi bu, istikbalde kabul edebileceği ihtimali taşımadığından bununla da nikâh gerçekleşmiş olur. Ama "ettim" yerine, "ederim" demesi, şüpheye yer vermiş olabilir. Çünkü bu ifade o anda kabul ettiğini kesinkes göstermez, "mümkündür edebilirim" ve "ileride ederim" anlamlarına da gelebilir. Nikâhta bunları üçüncü bir kimsenin, meselâ nikâh memurunun sorması şart değildir. Hatta bu, nikâhı papazın nikâh kıymasına benzettiği için bid'at ve mekruhtur diyenler de vardır. Ancak karıkoca adayları onun sormasıyla cevap vermiş olsalar da nikâh yine. Gerçekleşmiş olur. İkinci olarak; karıkoca adaylarının "îcâb" ve "kabûl"lerini duyarak şahitlik eden hür ve Müslüman iki erkek, ya da bir erkek iki kadın şahit gerekir. Onların hiçbir şey söylemelerine gerek yoktur. İslâmî nikâhta ayrıca "mehir" vardır. Mehir nikâhın geçerli olmasının şartı değildir ama nikâhın gereğidir. Yani mehir söz konusu edilmeden de nikâh geçerlidir. Nikâhın bulunması, kocanın karıya mehir vermesini şart kılar. Şimdi tekrar başa dönersek; eğer belediyede kıyılan nikâhta bu şartlar varsa, İslâmî yönden o da geçerli bir nikâhtır, yoksa değildir diyebiliriz. Fakat itiraf etmeliyiz ki, belediye nikâhının İslâmî nikâhtan ayrıldığı birçok yönü vardır:
L. Her şeyden önce nikâh İslâm'da bir ibadettir, dinî kabul etmeyen, lâik sistemlerde ise sosyal bir mukaveledir. 2. İslâm'da kendisiyle evlenilebilen, ya da evlenilemeyen kimseler, lâik sistemler tarafından, olduğu gibi kabul edilmemektedir. Meselâ bu sistemde sütkardeşler birbirleriyle evlenebilirler. Evlenenlerin Müslim, gayrı Müslim, ehli kitap olması ya da olmaması hiçbir şey değiştirmez. Hâlbuki İslâm'da sütkardeşler birbirleriyle evlenemeyeceği gibi, Müslüman bir kadın gayrı Müslim bir erkekle, Müslüman bir erkek dinsiz ya da putperest bir kadınla evlenemez. 3. Lâik sistemde şahitlerde aranan nitelik meselâ, T.C. vatandaşı olmaktan ibarettir. Hâlbuki İslâmî nikâhta şahidin Müslüman olma şartı vardır ve iki şahitten en az birinin erkek olması gerekir. 4. İslâmî nikâhta "îcâb" ve "kabul" ifadelerinden en az birinin geçmiş zaman kipi olması ya da o anda kabul ettiğini gösteren bir ifade bulunması gerekir, hâlbuki lâik sistemin nikâhında "ederim" gibi ifadelerle de nikâh kıyılmaktadır. Aslında nikâhın dinî bir iş olmaktan çıkarılamayacağını Batılılar anlamışlar ve nikâh işini, kiliseye ve papazlara bırakmışlardır. Çünkü kudsîlik vermeden bu müessesenin yürümesi zordur. Kudsîlik de ancak dinî olmakla olur. Öyleyse İslâmî yönden de nikâhlı olmak isteyenler resmî nikâh behemehal yapılacağına göre resmî nikâhtan önce ya da sonra. (Günümüz şartlarında, resmî nikâhtan önce dini nikahın yapılmaması tavsiye olunur. Çünkü İslâmî hükümlerin yaptırımı (müeyyidesi)- yaşadığımız ortam itibariyle- bulunmadığından, bazı insanlar mâdur edilebiliyorlar ve resmî nikâhtan önceki ayrılmalarda erkek ve genellikle de kız zarar görebiliyor.) dinî nikâh da yaptırmak zorundadırlar denmektedir.
|
Yorumlarınız...
- BİR ÇİFT GONCAGÜL
içten ve duygu yoğunluğu ile yazılmış bir mektup,U...
24.02.12 00:47 - BİR ÇİFT GONCAGÜL
Allah mutluluğunuzu daim etsin Nuran hanım
13.02.12 21:12 - Karlar Kraliçesi
gönlüne sağlık, gençlik şiiri belli
10.12.11 20:27 - ATATÜRK’Ü ANLAMAK
tebrik ediyorum. iyi tesbitlerde bulunmuşsunuz. At...
12.11.11 09:59 - BİR GÜN GÜNEŞ BİZİM İÇİN YENİD...
Ne güzel özetlemiş yazar kardeşimiz,"kerameti kend...
28.09.11 11:13
Günün Ayeti
Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.














