Köşe Yazarları
|
KÜLTÜR-İSLÂM |
| Cüneyt ÇAL | |
|
ÖZÜR DİLERİM ÖĞRETMENİM "SAYIN" KELİMESİNİ UNUTTUM |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
YA POLİSİN HAKKI!! |
| Ünal BENLİALPER | |
| BAĞIMLILIĞA SEBEP OLAN MADDELER VE BUNLARIN ZARARLARI |
|
|
|
| Yazar Cüneyt ÇAL on Salı, 03 Ağustos 2010 18:17 | |
|
Dünya sağlık örgütü kullanılan madde çeşitlerine göre bağımlılık tiplerini şöyle sıralamıştır. -Opiat
-Alkol, barbütürat, benzodiazepin -Esrar -Kokain -Halüsinojen \r\n -Uçucu maddeler -Tütün -Çoklu madde kullanımı -Kafein ve diğer uyarıcılar (psikostimülanlar) olmak üzere tipleri vardır. Bu ayrım kullanılan maddelerin özelliklerine göre yapılmıştır. Bu maddelerin bazıları merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkilere sahipken (kokain, psikostimülan gibi) bir kısmı ise tersine beyin işlevlerini baskılayıcı etki oluşturmaktadır(alkol,opiat, benzodiazepin gibi).Ayrıca bu maddelerin doğal olanları (esrar,tütün ,opiat grubundan morfin vs) ve yapay üretilenleri (eroin, psikostimülanlar gibi) vardır. Maddeler konusunda dikkat edilecek en önemli konu bağımlılık yapıcı maddelerin bir kısmının yasa dışı kullanımı olsa bile çoğunluğunun yasal olması ve bunlardan bazılarının ise tıp içi kullanımının bulunmasıdır. Yani bu maddelerin bazıları ile günlük yaşamımızda yanıbaşımızda dır (yapıştırıcılar, bazı temizlik maddeleri, tiner, tütün, alkol, kontrollü kullanımı olan bazı ilaçlar gibi). Tıp içi kullanımı olan ve halen aynı zamanda tedavi edici özellikleri olan maddelerin ( benzodiazepin, barbitürat, morfin gibi ) ise her ne kadar kontrollü kullanımı olsa da ilaç suistimali nedeni ile tedavi dışı kullanımı da mümkün olabilmektedir. Burda çok dikkat edilmesi gereken önemli nokta bu tür ilaçların ( bunlar ülkemizde kontrollü kullanım amacı ile kırmızı ya da yeşil reçeteye tabi ilaçlardır ) hekim önerisi dışında kullanılmamalarıdır. Hekimler böyle ilaçları ihtiyacı olan hastaya yardım iletirken bu riski göze alabilir ve hastayı bu konuda uyarırlar. Aslında herkesin bu konu da duyarlı davranması gerekir. Bir ilaç tedavi amacı ve dozu dışında hekime danışmadan uzun sürelerde iyilik halini devam ettirmek için kullanıldığı taktirde bağımlı olma riskini getirebilir. İlaçların etken maddelerinin özelliklerinin çok iyi bilinmesi gerekir. Hekimler bile bazen ilacın içindeki maddenin ne olduğunu karıştırabilir. Bu nedenle hekim olmayanların bu tür yanlışlıkları yapma olasılığı çok daha ciddi boyutlardadır. Bağımlılık yapan maddelerin ortak özellikleri:
1.Madde alındığında davranış, düşünce ve duygu durumunda değişme yapar;Bağımlılık yapıcı maddeler her ne kadar farklı özellikli olsalar da tümünün insan beyni işlevlerinden duygu, düşünce, tutum ve davranışlar üzerinde etkileri hemen hemen aynıdır. 2.Alan kişi kısa sürede gerçeklerden kopar;Maddeler ilk alındığı zaman ortaya çıkan rahatlama,yatışma, keyif alma, sarhoşluk, uyarılma, hayal alemine dalma, hoşnutluk ve bunun gibi birçok belirtiler nedeni ile kişi dış dünya yerine bu sahte hayal ortamını tercih etmeye başlayabilir. Bu durum kişinin gerçeklerden kopmasına yol açar. Yani bazı doyumları gerçek dünyada farklı alanlarda sağlıklı bir şekilde yaşamak varken bunu yapma gayret ve çabasını göstermeyebilir. 3.Kişi karşı koyulması çok zor bir istek ile madde arama davranışı içine girer;Bu madde kullanımı ile elde edilen sahte iyilik halini tekrar tekrar elde etme isteği o maddenin daha sık kullanılma isteğini doğuracağı için kişi karşı koymakta zorlandığı bir istekle o maddeyi arama davranışı içine girer. 4.Giderek alınan maddenin miktarı artar;Kişi maddeyi kullanma sıklığını ve miktarını gittikçe artırmak zorunda kalır. Çünkü gittikçe alınan doz ve sıklık aranan, ihtiyaç duyulan sahte iyilik halini oluşturamayacaktır. 5.Sonuç bağımlılıktır. Tüm bu sözü edilen süreçler bir araya geldiği zaman ise bağımlılık gelişir.
İSMİNİ SIKÇA DUYDUĞUMUZ BAĞIMLILIK YAPICI MADDELER:
ESRAR NEDİR?
Esrar içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psiko aktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bir bitkidir. THC''nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir, fakat çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki olan Hint Keneviri bitkisi kağıt, giysi, inşaat malzemesi ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır.
ETKİLERİ
Esrar efektleri alınan THC miktarına veya kullanım şekline göre değişir. Esrar içimi THC maddesini çabuk bir biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine karıştırır ve daha sonra da beyine ulaştırır. Efektleri neredeyse anında belirir ve bir ila iki saate kadar sürebilir. Esrar kullananlar değişik tepkiler olduğunu belirtirler. Bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissetseler de kan şekeri seviyesinde bir düşme yoktur. KULLANIM İŞARETLERİ Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar "ekmek kafa" olarak adlandırılır. RİSKLERİ Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık yapıcılardan ayırsalar da ve "ben bağımlı değilim" deseler de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha belirgin baş göstermesi sık görülür. Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara içmekle birleştiğinde (ki, sigara ve esrar ayrılmaz ikilidir) potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir. Esrar maddesinde yoksunluk hisleri diğer bazı maddelere göre daha az fark edildiğinden (kanda uzun süre bulunduğu nedeniyle) kullananların çoğu bağımlı olmadıklarını iddia ederler.Oysaki esrar bir bağımlılık maddesidir.En büyük risklerinden biri ise bu maddenin etkisi altında bulunan kişinin algıları faaliyetlerine maddenin baskısı altında devam etmekte iken tepkilerinde sorun ortaya çıkmakta bilinçli refleksleri zafiyet göstermektedir.Bu maddelerin arkadaş ve eğlence ortamlarında ki kullanım halinin sık olduğu değerlendirilirse gençlerimizi bekleyen başka tehlikelerinde ortaya çıkacağı açıkça görülebilmektedir. Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise esrar maddesinin ortaya çıkardığı sahte iyi oluş halinin büyük ihtimalle zamanla kaybolacağı ve kişilerin bu etkiyi yakalamak için eroin ve kokain gibi diğer maddelere geçiş yapma olasılığının çok yüksek olduğudur Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklanma, yargılanma ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir. Bununla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir. ESRARIN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır. ESRARLA İLGİLİ YANLIŞ BİLGİLER: 1.Esrar bitki olduğu için güvenilirdir. Gerçek: Bir maddenin bağımlılık yapıcı özelliği olması için kimyasal yollardan elde edilmesine gerek yoktur .Doğal yollardan elde edilen maddelerde bağımlılık yaparlar. 2.Esrar kullanıcıları diğer uyuşturuculara geçmez. Gerçek: Esrar diğer uyuşturuculara başlangıç noktasıdır. 3.Esrarın etkisi birkaç saatte geçer. Gerçek: Esrar vücutta depolandığı için etkisi günlerce, haftalarca sürebilir. (Esrar sigara olarak içildiğinde kanda birkaç dakikada zirve yapar, saatler içinde hızla düşer. Bunun sebebi dokularda depolanmasıdır. İdrarda günlerce atılır.) 4.Esrar stresi giderir. Gerçek: Diğer maddelerde olduğu gibi esrar sadece problemlerle yüzleşmeyi geciktirir. Depresyon yapabilir 5.Esrar zihni açar. Gerçek: Esrar zihni sisli hale getirir; bellek, konuşma, anlama ve karar verme yeteneğini bozar. EROİN NEDİR? Eroin morfin maddesinden üretilmektedir. Doğal olarak afyon bitkisinin kozalağında mevcut olan bir uyuşturucudur. Eroin afyonun içinde bulunan alkaloidlerden bir tanesidir. Baz morfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Sokaklardaki eroin genellikle saf değildir ve beyazdan koyu kahverengi bir renge kadar çeşitli yoğunluklarda değişebilir. Bu değişiklikler tipik olarak üretim safhasında meydana gelen kirliliklerden ve/veya içine karıştırılan diğer maddelerden dolayıdır. Eroin; Güney Amerika, Güneydoğu ve Güneybatı Asya, ve Meksika''da üretilmektedir. ETKİLERİ Eroin ve diğer afyon bazlı uyuşturucular vücut hareketlerini yavaşlatan özelliktedir. Kullanıcılar sıcaklık, rahatlama, ve kopma hisleri uyandırdığını belirtirler. Fiziksel ve duygusal ağrılar azalmakla birlikte bunlara "ağrıların ertelenmesi" demek daha doğrudur. Bu etkiler çok çabuk ortaya çıkar ve alınan eroinin miktarına ve alış şekline göre birkaç saat sürebilir. İlk kullanımlar bulantı ve kusma ile sonuçlanabilir fakat bu tepkiler sürekli kullanımla giderek azalır. Afyon ve türevlerinin kullanımının yol açtığı fiziksel sorunlar: “Kirli” iğne kullanımı sonucu AİDS Abse ve deri veya kasların diğer enfeksiyonları Tetanus veya sıtma Hepatit veya diğer karaciğer hastalıkları Mide ülseri Kalpte ritm bozukluğu (aritmi) Endokardit (kalp zarı iltihabı) Anemi (kansızlık) Elektrolit bozuklukları özellikle hiperkalemi Kemik ve eklem enfeksiyonları Kullanılan maddede bulunan katkı maddeleri nedeniyle gelişen embolilerde, bazen anormal göz dibi bulguları saptanabilir. Enfeksiyon ve katkı maddelerinden kaynaklanan böbrek yetmezliği. Kas yıkımı Pnömoni (akciğer zarının iltihabı) Akciğer absesi Tüberküloz (verem) Cinsel fonksiyon bozuklukları KULLANIM İŞARETLERİ Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar, kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı gibi küçülür. Ayrıca; iştahın kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları genellikle hoş olmayan, üşütmeye benzer bulgulardan yakınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vücutları ağrır, diyare olur, burun akması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık geçirirler. Eroin yoksunluğu (KRİZ), değişebilmekle beraber, son kullanımdan sekiz saat sonra ortaya çıkar ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve üçüncü günde zirveye ulaşır. RİSKLERİ Enjeksiyon çok miktarda eroinin kan sistemine birden karışmasını sağlayarak ölümcül aşırı doz riskinin en çok olduğu kullanımdır. Burundan çekilmesi de aşırı dozla sonuçlanabilir, özellikle alışık olmayan bir kimse yüksek miktarda kuvvetli bir eroini veya alkol gibi başka uyuşturucu maddeleri karıştırarak alırsa ölüm gerçekleşebilir. Eroinden meydana gelen aşırı dozun belirtileri; ağır ve az nefes alma, kıvranma, koma, ve ölüm olarak listelenebilir. Pis ve kullanılmış enjektörlerin kullanımı HIV, Hepatit B ve C gibi ölümcül enfeksiyon hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadır. Uyuşturucuları enjekte etmek veya enjektör paylaşmak diğer ciddi hatta ölümcül hastalıkların veya enfeksiyonlara sebep olabilir. Bunlardan bazıları endokartis, embolizma ya da kangren, botulizma, tetanoz, ve deri yiyen bakteri olarak nitelendirilebilirler. Son olarak enjeksiyon, apselere (acılı bir cilt yarası) ve takip edici olarak kan zehirlenmesine sebep olabilir. Bazı kişiler, eroini burundan çekmenin ya da sigara gibi içmenin, bağımlılığa sebep vermeyeceği inancıyla özenebilirler. Fakat birkaç kullanım bile tolerans ve bağımlılıkla sonuçlanır. Eroin yasa dışı bir maddedir ve bulundurmak veya satmaktan hüküm giymek çok ciddi adli cezalarla sonuçlanır. EROİNİN ilk kez bilim adamları eliyle ve gerçekte son derece iyi niyetli bir amaca hizmet etmek üzere üretildiğini biliyormuydunuz? 1897''de Almanya''daki Bayer laboratuarlarında kanser ve tüberküloz hastaları için "ağrı kesici" olarak hazırlanan "eroin hidroklor", dehşet verici yan etkileri farkedilince onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından derhal terkedildi. Ancak iş işten geçmiş ve “şeytanın tozu" hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı başarmıştı bir kez daha Kimya tarihinin ünlü efsanelerinden birine göre, "eroin" maddesi, adını, bu maddeyi deneme amacıyla kolundan enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını tanımlamak için kullandığı şu mânidar cümleden almıştı: "Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum!" ("I feel like a hero") Aspirin ve eroinin ortak mucidi: Dr. Felix Hoffman Saf morfinin asit anhidritle işlenmesi sonucu ortaya çıkan bu ölümcül toz, ilk kez 21 Ağustos 1897 günü, Bayer''in Almanya''nın Elberfeld kentindeki laboratuarında sentezlendi. baz morfinden sekiz kat daha güçlü bir uyuşturucu elde eden Dr. Hoffman,bunun kontrollü şekilde kullanımıyla yukarıda anılan hastalıkların tedavisinde çok önemli bir ilerleme kaydedebileceğini düşünüyordu. Kobaylar üzerindeki deneme çalışmaları bir yıl kadar sürdü ve toz eroin, "heroinhydrochlor" ticarî markasıyla şişelenmiş olarak 20. yüzyılın hemen arefesinde Bayer şirketi tarafından piyasaya sürüldü. Bugün için inanılması bir hayli güç olmakla birlikte, eroin o dönemde başta Almanya olmak üzerebirçok Avrupa ülkesinde eczanelerde rahatça satılıyordu Ancak, madalyonun öteki yüzü kısa sürede ortaya çıktı. Yalnızca bir iki kullanımın ardından “şeytanın tozu"na müptela olanlar şuursuzca ecza depolarına, laboratuarlara saldırıyor ve kendilerine daha fazla ilaç temin etmeye çabalıyorlardı. İnsanları çok seven ve mesleğine aşık bir kimyager olan Dr. Hoffman, 8 Şubat 1946''da son nefesini verirken, ilk kez onun laboratuar kaplarında dünyaya gözlerini açan "diasetilmorfin" artık çoktan bir ilaç olmaktan çıkmış,alım-satımı ya da kullanımı bir çok ülkede en ağır şekilde cezalandırılan lanetli bir maddeye dönüşmüştü. Özellikle eroin maddesi ile ilgili olarak sinema ve televizyonlarda izlediğimiz film sahnelerinde polisin yakaladığı maddeyi tadarak hangi madde olduğuna karar verdiğine dair sahnelerle sıkça karşılaşırız.Oysaki bu maddelerin ne kadar tehlikeli olduğuna yukarıda değinmiştik.Bu nedeni belli olmayan gizli propaganda yöntemi zehir tacirleri tarafından gençlerimizi zehirlemek amacıyla sıkça kullanılmakta "bir kereden birsey olmaz filmlerde görmüyormusun polisler bile yakaladıklarında tadına bakıyorlar" şeklinde telkinde bulunarak bir kere bile denendiğinde bağımlılık yapma ihtimali yüksek olan bu maddeleri gençlerimize vermektedirler.Unutulmamalıdır ki polisler yakalanan maddenin çeşidini kimyasal tahliller yardımıyla tespit etmektedirler. ECSTASY NEDİR? Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3, 4-metilendioksimetamfetamin), ağızdan alınan bir haptır. Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı durumlarda MDMA toz halinde satılmaktadır. Hap şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla denetim altında değildir. Genel bir kullanıcının bir "doz" içerisinde hangi maddeleri bulunduğunu bilmesi bu sebeple imkansızdır. ETKİLERİ Kullananlar kendilerini açılmış, rahatlamış, güzel, korkusuz, toleranslı ve etrafındaki insanlara bağlı olarak tanımlarlar. Ecstasy alındıktan yaklaşık 45 dakika sonra kullanıcılar etkisine girerler. Bu madde sinir hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller. Ecstasyinin en önemli etkisi kişiyi aktive etmesi ve bilinç değişikliklerine neden olmasıdır. Bu etkiler alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma doğrudan bağlıdır. Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir his algılanabilir. Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme, görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. Kişi kendini enerjik ve aldırmaz hisseder. KULLANIM İŞARETLERİ Ecstasy kullananların göz bebekleri genişler ve ışığa hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma gözlemlenebilir efektlerdendir. Duyum artar ve kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma ve dokunarak ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı şevkat hareketleri gösterebilir. RİSK Bazı kullanıcılar tecrübeden sonra 48 saate kadar kendilerini depresif hissettiklerini belirtmektedir. Uzun süreli kullanımda etkilere ulaşmak daha zorlaşabilir. Sahte iyi oluş halini yakalama veya ulaşma ihtiyacı olabilir, bu da doz artımına ve daha sık kullanıma sebep verebilir. Kullanımdaki artışla beraber kullanıcılar sık sık kendilerini yorgun hisseder, çeneleri ağrır ve mutlulukları azalır. Depresyondan ve tükenmeden kaçınmak isteyenler hem dozda hem de kullanım sıklığında artırma geliştirirler. Çok sayıda ters etkileme olduğu bildirilse de vücut ısısındaki tehlikeli derecede artış Ecstasy''nin bilinen yaygın tehlikelerinden biridir. Vücut ısısının artması sıcak ve genellikle havasız ortamlarda uzun süre dans etmekten, vücuttaki sıvı miktarının azalması gerçekleşir. Ölüm; aşırı dozdan görülmekle birlikte, genellikle vücut ısısının artması, su ihtiyacı yada diğer bir uyuşturucu madde ile karıştırma ile bağlantılıdır. Ecstasy’nin uzun zamanlı etkileri halen araştırma altındadır. Bazı araştırmacılar uzun süreli kullanımların kalıcı beyin hasarlarına yol açabileceği değerlendirilmektedir. Bazı çalışmalar Ecstasyinin vücuttaki seratonin ve dopamin seviyelerini etkilediğini göstermektedir fakat bunun uzun süreli etkilerinin ne olabileceği halen açık değildir. Ecstasy kalbin ritim bozukluğuna sebep olabilir ve hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tetikleyicisi olabilmektedir. Extacy kullananların %92’si diğer zararlı ve bağımlılık yapıcı maddeleri de kullanmaktadırlar. KOKAİN NEDİR? Kokain Güney Amerikada yetişen koka bitkisinin yapraklarından elde edilir. Bölgedeki birçok yerli kabile halen hafif, uyarıcı bir etki amacıyla koka yaprakları çiğnemektedir. Bilim adamları kokaini bitkinin yapraklarından 1860 yılından kısa bir süre önce elde etmişlerdir. Kokain hidroklorid (HCL) acı tatlı, beyaz, ince bir tozdur.Burundan çekildiğinde veya enjekte edildiğinde uyuşturur. "Crack" kokainin sigara gibi içilebilir küçük parçalar yada "kayalar" halindeki formuna verilen addır. Crack kokain HCL''nin amonyak veya sodyum bicarbonat (pişirme sodası) ve su ile karıştırılması ve ısıtılarak kokain alkoloidin "baz" karışımın tuzu (hidroklorid) ortaya çıkarılması sonucunda elde edilir. Bu işlem uyuşturucunun gerektiği gibi yanmasını ve daha fazla kokain içeren dumanın elde edilmesini sağlar. "Crack" Tanımı karışımın yakılarak içildiğinde çıkan kırılma seslerinden ortaya çıkmıştır. KULLANIM İŞARETLERİ Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli kıpırdanır, ve normalden daha fazla çenesini sıkar. Aynı zamanda tetikte olurlar ve hep etraflarına bakarlar. Ortak fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah kaybıdır. Bunlarla beraber kalp atışı ve tansiyon da artar. Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık, paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan beliren etkileri kilo kaybı, depresyon, ve bitkinliktir. RİSKLERİ Felç, kalp krizi, ani krizler rapor edilmiş ortaya çıkan durumlardır. Kalp hastası olan kişiler yüksek risk altındadır. Kokain / Crack maddesinin kronik, ağır kullanımı kilo kaybı, cinsel problemler, tutarsız düşünme, aşırı değişken ruh hali, paranoya, saldırganlık ve psikoz gibi şikayetler doğurabilir. Bir çok bu gibi kullanıcı fiziksel olarak tükenmiş, olur böylece hastalıklara karşı savunmasızdırlar yani bağışıklık sistemleri zayıflamış insanlardır. Kokainin buruna sürekli çekilmesi burun zarlarının hasar görmesine sebep olur. Kokain/Crack''in yakılarak içilmesi ciğerlere hasar verir ve hızla artan emme kapasitesiyle birlikte daha fazla kullanıma neden olur. Kokainin enjekte edilmesinin bir çok ciddi riski vardır. Kokainin kan sistemine karışmasına ek olarak, enjektör veya diğer enjeksiyon araçları paylaşıldığında kullanıcılar HIV enfeksiyonu/AIDS ve/veya Hepatit B ve C virüslerine karşı savunmasız hale gelirler Yüksek doz alındığında epileptik nöbetler, beyin ve kalp damarlarında tıkanıklık, kalp ritminde bozulmalar, solunum durması ile ölüm meydana gelebilir. Çeşitli algı bozuklukları meydana gelir. En sık görülen dokunma varsanılarıdır, renkli ve hareketli görme de ortaya çıkabilir. Derisi altında böceklerin yürüdüğünü sanan kokain kullanıcıları kendisine zarar verebilir SİGARA Sigara günümüzde yaygın olarak kağıda sarılarak kullanılan tütün içeren ve genellikle 80-100 mm uzunluk ve 4-8 mm genişliklerinde üretilen keyif verici madde olarak tanımlanır. Yaygın olarak tütün içeren ürün sigara diye adlandırılsa da kenevir içerenlere de aynı isim verilmektedir. Tarihi 18. yüzyılda Avrupa''ya İspanya yoluyla Amarika kıtasından geldigi sanılmaktadır. İlk yıllarda tütün yaprağına daha sonra da ince kağıda sarılarak içilmeye başlamıştır. Bizet''nin operası Carmen 1830''ların Ispanya''sını anlatır ve oyunun kahramanı Carmen başlarda bir sigara fabrikası işçisidir. Fransa''da ilk sigara fabrikası Fransız devlet tekel şirketi tarafından 1845''de kurulmustur. İngilizler sigarayla ilk defa Kırım Savaşında (1853 - 1856) Osmanlı askerinlerde görerek tanışmıştır. Osmanlı devleti, devlet gelirlerini artırmak için sigarayı devlet tekeline alınca, sigara üretimiyle uğraşan rum tüccarlar, o zamanlar İngiliz himayesinde olan Mısır''a göç etmiş ve Mısır''da 1880-1915 yılları arasında dev bir sigara endüstrisi oluşmuştur. Avrupa ve Amerika''da I. ve II. dünya savası yıllarında sigara askerlere genel ihtiyac olarak dağıtılmış, 1965 yılına kadar sigara tüketimi yükseliş eğilimi göstermiş ama zararları hakkında bilinçlenme yayıldıkça tüketim azalmıstır. Gelişmekte olan ülkelerde ise halen sigara tüketimi yükseliş trendindedir. İmalatı Sigara tütün harmanı, selüloz bazlı kağıt, kağıdı birleştirmek için kullanılan poli vinül asetat bazlı tutkal ve selüloz asetat bazlı bir filtreden olusur. Son yıllarda tütün harmanına nikotin oranını artırmak, light sigaralar üretmek, değisik tadlar elde etmek adına bir cok katkı maddesi eklenmektedir. Sigaradaki katkı maddeleri Zararları Kısa bir sürede bağımlılık yapan bu maddenin bırakılması zor olan bir maddedir. Sigara içindeki nikotin''in vucutta bağımlılık yaptığı bilinmektedir. Doğuştan vücutta olan nikotin reseptörler sigara içildikçe artar ve zamanla bunları rahatlatmak için içilen miktarda artmaya başlar. Sigara bırakılınca bu reseptörler rahatsız olur ve bir süre yoksunluk sendromu belirtileri görülür. Ancak zaman ile bu reseptörlerin sayısı azalmaya başlar ve yoksunluk sendromu belirtileri azalır. Sigara dumanı ağız yoluyla akciğere çekilirken nikotin az da olsa ağızdan ve dilden kana karışmaya başlar. Büyük bir kısmı akciğerde bronşlardan ve broncuklardan kana karışır. Aksondan aksona elektrik yoluyla geçen uyartı, aksondan dentrite kimyasal paketcikler yoluyla geçer. Beyne kadar gelen nikotin bu geçişte bir kimyasal paket olarak geçer ve dentritte uyartıya sebep olur. Bu uyartı sayesinde beyin keyif verici hormonlar üretme emrini verir. Bu sayede sigara keyif vermeye başlar. Aynı keyfi bir daha tatmak isteyen beyin "sigara iç" emrini verir. İnsan emri her yerine getirişinde bağımlılık artar. Artık bir tiryaki olmuşsunuzdur. Sigara''nın kullanan kişiye ve çevresine verdiği zarar bir çok kanıtla sabittir. Ancak fiziksel bağımlılık bırakmayı zorlaştırır. Yardımcı yöntemler olsa da en etkili bırakma yöntemi kişinin birden bire iradesi ile sigarayı terk etmesidir. Sigaranın akciğere verdiği zararlardan bir kısmı. Sigara kullanımı ölümle sonuçlanabilir, ayrıca birçok organ üzerinde ve genel olarak tüm insan vücudunda sistemli zararlara yol açar. Pasif Sigara dumanı, pasif içicilik yoluyla diğer insanları da etkiler. Sigara kullanan kişilerin bulunduğu ortamlarda bulunan kişiler edilgen (pasif) içici olarak adlandırılır ve sigaranın zararlarından bazen içen kişiden daha çok etkilenirler. Bu durumu biraz olsun engellemek için toplu olarak bulunulan yerlerde içen ve içmeyen kişileri ayrı ortamlarda tutmaya yönelik çalışmalar vardır. Örneğin birçok restoranda sigara içilen ve içilmeyen bölümler ayrılır. Toplu taşıma araçları ve bazı kapalı mekanlarda hiç içilmez. Ancak bu önlemlere rağmen sigara açık havada bile içmeyenlere zarar vermekte ve rahatsız etmektedir.Bu yüzden sigara içilen yerlerde bulunmamak lazımdır. ALKOLİZM Alkolizm çoğunlukla genetik yoldan geçen, biyokimyasal bir bozukluktur. Ancak, yüksek dozda ve çok sık alkol tüketimine bağlı olarak geliştirilen alkol bağımlılığı da yoğunlukla görülmektedir. Bunların yanı sıra psikolojik ve sosyal baskılar hastalığı etkinleştirici sebeplerdir. İleri dönemlerde hastalık, vücudun tüm sistemlerine en çok da kardiovaskular sisteme, sinir sistemine ve karaciğere zarar verir. Ne yazık ki, bu üç bölgedeki tahribat ölümcül sonuçlar doğurur. Alkolizmin Sebepleri Alkolizm, bir kişinin devamlı ve kendisine zarar verecek ölçülerde alkollü içecek almasıyla oluşur. Alkol, fiziksel ve psikolojik zararlarının yanısıra sosyal ve ekonomik açıdan da felaketler doğurur. Alkolizm hastalığının en önemli belirtisi, kişinin sürekli ve çok miktarda alkol alarak bunun sonucunda da davranış değişikliği göstermesidir. Sonunda kişi kendisine hakim olamayacak kadar bağımlı hale gelir ve kendini kaybetmeye başlar. Kişi artık alkolsüz yaşayamayacak hale gelmiştir. Genellikle alkolizmin tanımı tanımlayan kişiye göre değişir. En basit anlamda ve en eski tanımı, kronik ve aşırı alkol alınmasıyla oluşan hastalıktır. Bağımlılığın farmakolojik ve psikolojik tanımı, gittikçe artan dozlarda alkol alma isteğidir. Ancak bu tanım da çok yeterli değildir, çünkü alkolizm diğer bağımlılıklara pek benzememektedir. Afyon bağımlıları, gittikçe artan dozlarda ve sonunda öldürücü miktarda madde ihtiyacı duyarlar, ancak alkoliklerin ihtiyaç duyduğu alkol miktarı tek seferde öldürücü olmamaktadır. Alkolizmi tanımlamak için en belirgin sinyal kişinin davranış şeklidir. Modern tıp; alkolizmi sebebi bilinmeyen, belirgin anatomik işaretleri olmayan ve alkol bağımlılığıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlar. Ayrıca, hem psikolojik hem de fiziksel tıp, alkolizmin bir başka hastalığın, çoğunlukla da psikolojik bir bozukluğun, semptomu olabileceğini söylemektedirler. Bu anlamda, alkolizm, kronik, ilerleyen bir hastalıktır ya da psikolojik veya fiziksel bir başka hastalığın belirtisidir. Hastalığın özeliği alkol bağımlılığıdır ve her alkol kullanımından sonra kişi kontrolünü kaybeder. Alkolizm hastası, fiziksel ya da psikolojik sıkıntısını gidermek için alkol tüketir ve sonunda alkollü içecek tüketimi hastanın fiziksel, zihinsel, sosyal ve ekonomik hayatını engelleyecek boyutlara ulaşır. Bu noktada, hiç şüphesiz, hastalığın en önemli ipucu kişinin alkol yüzünden hayatının engellenmesidir. Alkol aldıktan sonra hastanın kontrolünü kaybetmesi, içmeye başladıktan sonra bırakamaması, alkoliğin içmeyi engelleyemediğini göstermektedir. Bir alkolik içmeye başlar, çünkü kendini tutamaz. Alkoliklerin çoğunluğu içtiği zaman kontrolünü kaybeder, ancak tüm hastalıklarda olduğu gibi istisnalar vardır. Bazen bir alkolik, içmeden durabilir, kendi kendine ve çevresine bağımlı olmadığını ispatlamaya çalışır. Bazen daha kontrollü içebilir. Alkolizmin bir başka tanımı da, kişinin iç dünyasıyla yada çevresiyle ilgili zor durumlardan kurtulmak için edindiği alkol içme bağımlılığıdır. Bu tanım, alkolizmin bir başka psikolojik ya da fiziksel bozukluğun dışa vurumu olabileceği ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Kişi alkol almayı öğrenip bu bağımlılığı edindikten sonra, alkolizm esas hastalık haline gelip, alta yatan esas hastalığı yok etmekte ya da üstünü örtmektedir. Görüldüğü üzere, alkolizmin oldukça çok tanımı, türü ve sebebi bulunmaktadır. Hekimler hastanın, hangi gruba dahil bir alkolik olduğunu, onun alkol alma sıklığını ve miktarını, davranış biçimini, alkolizminin ortaya çıkışını, gelişimini yaptıkları testlerle, uyguladıkları anketlerle tespit etmekte ve buna uygun bir tedavi şekli uygulamaktadırlar. Aşırı alkol kullanımı çok ciddi bir sorundur. Bu bir hastalıktır ve karaciğere, pankreasa, dolaşım sistemine büyük hasarlar verir. Fakat en büyük zararı merkezi sinir sistemine ve beynedir; beyni % 17 oranında küçültmekte, bunun sonucu da çocuklara aynen intikal etmektedir. Alkolik bir kişinin, vücudu ve benliği tamamen alkole esir olmuş demektir. Alkolizmin tedavisi çok zordur. Hatta tedavi şartlarına uyulmaz ise tedavi imkânsız olmaktadır. Alkol kullanımının bilinen zararları: 1- Alkol geçici bir bellek kaybına neden olabilmektedir. Aşırı alkol kullanan bir kişide, alkolü bıraktıktan sonra birkaç hafta süren geçici bellek kayıpları görülebilir. Fakat alkolden tamamen uzak durulduğunda ise, bellek sorunları ortadan kalkabilir. 2- Alkol cilt ve kalp damarlarını genişletmektedir. Kalbin çalışma hızını arttırır, tansiyonun artmasına ve damarların sertleşmesine sebep olur. Kan dolaşım düzenini bozar, felç ve ani ölümlere neden olur. Alkol geçici olarak kan basıncını düşürebilir. Ancak sürekli kullanıldığında kan basıncını yükseltebilir. 3- Alkol göze giden görme sinirlerine etki eder. Sulanma ve görme bozukluklarına sebep olur. Ayrıca körlüğe de neden olabilir. 4- Alkol hazımsızlık, sindirim bozukluğuna, mide bozukluklarına, iştahsızlığa neden olur. Ama bunun yanında vücut, git gide şişer. Alkollü içkiler, iştah açıcıda değildir. 5- Siroz hastalığına neden olur. Alkol, karaciğeri çok yorar ve karaciğer görevini tam yapamaz hale gelir. 6- Alkol kullanımı uyku bozukluklarına ve bütün gece uyuduktan sonra bile sabah bitkin bir şekilde kalkmaya neden olabilir. 7- Bütün alkol çeşitleri böbrekleri bozmaktadır. Bira, sanılanın aksine, böbrekleri temizlemez. Bira, böbrekleri yorar. İçki böbrek iltihaplarına neden olur. 8- Alkol midenin iç yüzeyini örten tabakayı tahriş ederek gastrite, kusmaya yol açar. Mide zarında yırtıklar meydana gelir. Mide ve yemek borusunda iç kanamalar meydana gelir. 9- Alkol, damar kireçlenmesine yol açar. 10- Aşırı alkol kullanan kişilerde, akut ya da kronik pankreas iltihabı da görülebilir. 11- Az miktarda alkol kullanımı da kalp hastalığı olasılığını artırmaktadır. 12- Hamile kadınların kesinlikle alkol almamaları gerekir. Zira alkol, anne karnındaki bebeğin sağlığını ve gelişimini bozar. 13- Alkol kullananların, alkol kullanmayanlara göre kansere yakalanma olasılıkları çok daha yüksektir. Özellikle de gırtlak, yemek borusu, mide ve pankreas kanserleri. 14- Alkol kanı sulandırır. Yaralanmalarda, yaralı olan yerin geç iyileşmesine sebep olur. 15- İçki; aklı zaafa uğratır, beyni uyuşturur, insan irade ve dengesini kaybeder. 16- Alkol, kıskançlıklar ve unutkanlık meydana getirir. 17- Alkol, sinir hücrelerini zedeler. El titremesi, felç ve ani ölümlere neden olur. Alkol, insan ruhunu bozar. Ayrıca: -Cinayetlerin % 5’i, -Boşanmaların % 80’i, -Irza tecavüzlerin % 50’si, -Trafik kazalarının % 70’i, -Aile içi şiddetin % 70’i, -Görevini terk edenlerin % 60’ı, alkol yüzündendir.
|
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 29 Ocak 2011 23:04 ) |
Yorumlarınız...
- BİR ÇİFT GONCAGÜL
içten ve duygu yoğunluğu ile yazılmış bir mektup,U...
24.02.12 00:47 - BİR ÇİFT GONCAGÜL
Allah mutluluğunuzu daim etsin Nuran hanım
13.02.12 21:12 - Karlar Kraliçesi
gönlüne sağlık, gençlik şiiri belli
10.12.11 20:27 - ATATÜRK’Ü ANLAMAK
tebrik ediyorum. iyi tesbitlerde bulunmuşsunuz. At...
12.11.11 09:59 - BİR GÜN GÜNEŞ BİZİM İÇİN YENİD...
Ne güzel özetlemiş yazar kardeşimiz,"kerameti kend...
28.09.11 11:13
Günün Ayeti
O, gayb hakkında cimri değildir.














