Köşe Yazarları
|
KÜLTÜR-İSLÂM |
| Cüneyt ÇAL | |
|
ÖZÜR DİLERİM ÖĞRETMENİM "SAYIN" KELİMESİNİ UNUTTUM |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
YA POLİSİN HAKKI!! |
| Ünal BENLİALPER | |
| OSMAN GAZİ |
|
|
|
| Yazar Cüneyt ÇAL on Salı, 24 Mart 2009 13:25 | |||
|
Sayfa 1 - 10
OSMAN GAZİ VE BEYLİK
Kaynakların, Sâlih, dindar, kahraman, cesur ve merhametli bir kimse olarak tanıttığı Osman Gazi, üç günde bir yemek pişirtip fakirleri doyurmak, çıplakları giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi hasletlere sahip bir kimse idi. Hak ve adalete saygılı, üstün yeteneklere sahip bir hükümdar olan Osman Gazi, ününü kılıcından ziyade adalet severliği ile sağlamıştı. Feth ettiği yerlerde şer’i hükümlere göre hareket eder, tebaası arasında ırk, din ve milliyet farkı gözetmezdi. Güçlü bir komutan olduğu kadar sabırlı ve olgun bir idareci idi. Yanında çalışanlar, kendisine karşı büyük saygı gösterirlerdi. En zorba kimseler bile onun huzurunda saygı ile hareket ederlerdi. O, kuvvet ve zenginlikten ziyade adalete daha çok önem veren, güçlü bir irade ve hoşgörüye sahip bir hükümdardı. Osman, Ertuğrul Bey'in, Gündüz Alp ve San Yatu (Savcı Bey)'den sonra Söğüt’te dünyaya gelen küçük oğludur. İbn Kemâl, onun doğum tarihini Hicrî 652 (M. 1254) senesi olarak göstermekte ise de genellikle onun 656 (1258) senesinde doğduğu belirtilir. Bununla beraber bu tarihin 650 (1252) veya 657 (1259) olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır. Söğüt’te dünyaya gelen Osman, Ertuğrul Bey'in küçük oğlu idi. Ertuğrul Bey, 93 yaşında vefat edince, onun idaresi altında bulunan aşiretler, gerek kabiliyet, gerekse hareketliliği sebebiyle Osman’ın, babasının yerine basa geçmesini istiyorlardı. Gerçi Osman, babasının son dönemlerinde ona vekâlet etmek suretiyle yönetimle ilgili konularda kardeşlerinden farklı bir hüviyete sahip olduğunu ortaya koymuştu. Kardeşleri bakımından pek büyük bir sıkıntısı olmayan Osman, amcası Dündar Bey'le uğraşacağa benziyordu. Zira Ertuğrul Bey'in kardeşi Dündar Bey de birliğe reis olmak istiyordu. Bu yüzden Osman'la amcası arasında ihtilaf (anlaşmazlık) meydana geldi. Zira Kayı aşiretinden başka bazı aşiretler de Dündar Bey'in basa geçmesini istiyorlardı. Bununla beraber Osman’ın reisliğini isteyen taraf daha etkili görünüyordu. Bunun için Dündar Bey, reislik arzusundan vazgeçerek Osman’ın aşiret reisi olmasını kabul etmek zorunda kaldı. Gerçekten, Osman Bey, Ertuğrul Gazi'nin vefatından sonra cesaret, mertlik ve ahlâkî meziyetleri sebebiyle aşiret, kavim ve kabileye bas olacak bir vasıfta görülmüştü. Amcası Dündar Bey de dâhil olduğu halde herkes ona itaat ve bağlılığını bildirdi. Başlangıçta o, babasının komsu Rum tekfurları ile iyi geçinme siyasetine devam etti. Aşiretin başına geçtiği zaman yirmi üç yaşında bir genç olmasına rağmen, siyaseti iyi bilen, halim selim bir kimse olmakla birlikte, gerçekleri savunma konusunda korkusuz ve cesurdu. O, tam bir cihad eri idi. Bu sebeple Osman Bey, kısa zamanda etrafının yiğitlerden meydana gelen bir hâle ile çevrelendiğini gördü. Bu hâlenin içinde Konur Alp, Turgut Alp, Abdurrahman Gazi, Akça Koca, Gündüz Alp, Karamürsel, Saltuk Alp, Samsa Çavuş gibi isimler vardı. Büyük bir kısmi garip ve vatanlarım bırakıp gelmiş olan bu insanların, Osman Bey etrafında toplanmaları, devletin güçlenmesine sebep olmuştu. Osman Bey, bunların tabiî bir lideri durumuna geldi. Bundan başka, Osman Bey'in, Uç’lardaki Türkmenler arasında büyük bir nüfuza sahip olan Şeyh Edebalı ile yakinlik ve akrabalık tesis etmesi, basta ahiler arasında olmak üzere Uç’lardaki diğer toplulukların kendisine bağlanmasına sebep oldu. Böylece Osman Gazi, kendisini hem etrafındaki aşiret reislerine sevdirmiş, hem de Onların kendisine bağladığı umutları boşa çıkarmamıştı. Gerçekten de o, çevresindeki Türkmen komsuları ile mümkün mertebe çatışmaya girmemek için gayret sarf ediyordu. Ertuğrul Bey'in üç oğlu arasında Osman Bey'e düsen taht, kardeşlerini birer saltanat rakibi olarak değil, yeni devletin kurulup gelişmesinde müşterek bir gayretle el ele verdiren ve saltanat ihtirası yerine, feragat, fedakârlık ve basirete götüren bir metod takip etmelerinin sebebi nedir? İleride tafsilatlı bir şekilde anlatılınca görüleceği gibi, Osman Gazi de kendisine yurt ve istiklâl veren Selçuklu sultanına karşı aynı hassasiyeti göstermiş, o, hayatta bulunduğu müddetçe istiklâlini ilân etmemişti. Böylece o, edep ve irfanı, şahsî ve nazarî kalıplar halinde bırakmayıp devlet bünyesinde de ifadesini bulan bir anlayış olarak cemiyete mal olmuştu.
|
|||
| Son Güncelleme ( Pazar, 29 Mayıs 2011 14:20 ) |
Yorumlarınız...
- BİR ÇİFT GONCAGÜL
içten ve duygu yoğunluğu ile yazılmış bir mektup,U...
24.02.12 00:47 - BİR ÇİFT GONCAGÜL
Allah mutluluğunuzu daim etsin Nuran hanım
13.02.12 21:12 - Karlar Kraliçesi
gönlüne sağlık, gençlik şiiri belli
10.12.11 20:27 - ATATÜRK’Ü ANLAMAK
tebrik ediyorum. iyi tesbitlerde bulunmuşsunuz. At...
12.11.11 09:59 - BİR GÜN GÜNEŞ BİZİM İÇİN YENİD...
Ne güzel özetlemiş yazar kardeşimiz,"kerameti kend...
28.09.11 11:13
Günün Ayeti
İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür.















