Köşe Yazarları
|
KÜLTÜR-İSLÂM |
| Cüneyt ÇAL | |
|
ÖZÜR DİLERİM ÖĞRETMENİM "SAYIN" KELİMESİNİ UNUTTUM |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
YA POLİSİN HAKKI!! |
| Ünal BENLİALPER | |
| MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASININ ÖNEMİ |
|
|
|
| Yazar Cüneyt ÇAL on Cuma, 25 Nisan 2008 17:27 | |||
|
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASININ ÖNEMİ Bu ateşkes antlaşmasının hükümleri gereğince Osmanlı Devleti fiilen tarihe karışıyordu. Çünkü, bu bir ateşkes değil kayıtsız koşulsuz bir teslim belgesi idi. Yaklaşık sekiz yıl savaştan sonra, bir zamanların muhteşem Osmanlı Devleti perişan bir şekilde yenilmiş, orduları dağılmış, morali çökmüş, savaşlarda büyük insan kayıplarına uğramış, kaynakları tükenmiş, galiplerin kendisi hakkında vereceği karara razı ve kadere boyun eğmiş bir görünümdeydi. Ordu dağılıyor, silah, cephane ve ulaşım yolları ile tüm haberleşme araçları ve liman, tersaneler İtilaf Devletleri''nin denetimine bırakılıyordu. İtilaf Devletleri''ne, 7. maddeye dayanarak, ülkenin herhangi bir yerini işgal hakkı tanınıyor, Doğu Anadolu''da bir Ermeni Devleti kurulması için olanak hazırlanıyor ve İtilaf Devletleri''ne işgallerine yardımcı olunacağı belirtiliyordu. İtilaf Devletleri, özellikle İngiltere, savaştan yenik çıkmış olan Almanya, Avusturya ve Bulgaristan''a Osmanlı Devleti''ne uyguladıkları paylaşma politikasını izlemiyorlardı. Almanya, Avusturya ve Bulgaristan''ın topraklarına ateşkes imzaladıkları tarihte İtilaf devletleri askerlerince girilmişti. Oysa Osmanlı Devleti ateşkes imzaladığı tarihte ülkesine düşman askeri girmemişti. İngiltere, Mondros''un imzalanmasından sonra Türk Ulusu''na doğu ulusu gözüyle bakıyor, Türk Ulusu''nu padişahın buyruğu altında bir sürü olarak görüyor ve padişah elde edilince tüm ulusun da avuç içinde olacağını düşünüyordu. Lloyd George''nin planı, Yunanistan''ı yeter derecede güçlendirmek ve Güney Kafkasya''da Rusya ile Osmanlı Devleti arasında kalmış olan hükümetlere yardım edip, Osmanlı Devleti''ni doğudan ve batıdan istila ve baskı altına almaktı. Avrupa''nın hasta adamı ölmüş ve mirasını paylaşmak birinci derecede İngiltere''nin sonra Fransa ve diğerlerinin eline kalmıştı. Rusya savaştan çekilmiş olduğu için Doğu Sorunu nu İngiltere ve Fransa''nın diledikleri gibi çözebileceklerdi. Avrupa''yı pasta dilimleri gibi, ulusal sınırlara bakmaksızın bölen, II. Dünya Savaşı''nın tohumlarını daha o zaman eken İtilaf Devletleri tüm Orta Doğu''yu, yani Osmanlı Devleti''nin topraklarını yağma edebilecek şekilde ele geçirmişlerdi. 1878''den beri Osmanlı Devleti ile ilgili politikasını değiştirmiş bulunan İngiltere, Osmanlı Devleti''nin artık yaşayamayacağına karar vermişti.Yüzyıllardır güneye inmek isteyen Rusya''nın Balkanlar üzerinden Boğazlara ve Kafkasya üzerinden ise İskenderun ve Basra Körfezleri''ne ilerleyişinin ve buraları ele geçirmesinin Osmanlı Devleti tarafından durdurulamayacağını gören İngiltere, 1. Dünya Savaşı sonunda, kendi politikasını uygulama olanağı bulduğundan Kafkasya''daki Rus ilerleyişini durdurmak için Ermenistan ve Balkanlar''da ilerleyen Rus tehlikesine karşı da Ege Denizi''ne egemen, Batı Anadolu''yu hatta Kıbrıs''ı da içine alan güçlü bir Yunanistan yaratmak ve İngiltere''nin desteğinde bu devletleri Rusya''ya karşı tampon olarak kullanmak, bu sayede İngiltere''nin sömürge yollarının güvenliğini sağlamak istiyordu. İşte Mondros Ateşkes Antlaşması İngiltere''nin bu politikasının ürünü olarak İngiltere temsilcisi Amiral Calthrope''nun dikte ettirdiği şekilde kabul edilmişti. Hazırlayan:SABRİ DİNAR Kaynak:Ergün AYBARS,Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basımevi, İzmir, 1986
|
|||
| Son Güncelleme ( Pazar, 29 Mayıs 2011 14:27 ) |
Yorumlarınız...
- BİR ÇİFT GONCAGÜL
içten ve duygu yoğunluğu ile yazılmış bir mektup,U...
24.02.12 00:47 - BİR ÇİFT GONCAGÜL
Allah mutluluğunuzu daim etsin Nuran hanım
13.02.12 21:12 - Karlar Kraliçesi
gönlüne sağlık, gençlik şiiri belli
10.12.11 20:27 - ATATÜRK’Ü ANLAMAK
tebrik ediyorum. iyi tesbitlerde bulunmuşsunuz. At...
12.11.11 09:59 - BİR GÜN GÜNEŞ BİZİM İÇİN YENİD...
Ne güzel özetlemiş yazar kardeşimiz,"kerameti kend...
28.09.11 11:13
Günün Ayeti
Elif, Lâm, Râ. Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir.İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?














