Köşe Yazarları
|
KÜLTÜR-İSLÂM |
| Cüneyt ÇAL | |
|
ÖZÜR DİLERİM ÖĞRETMENİM "SAYIN" KELİMESİNİ UNUTTUM |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
YA POLİSİN HAKKI!! |
| Ünal BENLİALPER | |
| ŞEYH RECEP VE ADAPAZARI OLAYI |
|
|
|
| Yazar Cüneyt ÇAL on Pazartesi, 28 Nisan 2008 15:45 | |||
|
M. Kemal Paşa Amasya''ya geldiği sırada Sivas''ta Şeyh Recep adında birisi 18 Ekim akşamı adamları ile Sivas Postanesi''ni basıp, silah tehdidi ile Salih Paşa''ya ve 19 Ekim''de de M. Kemal Paşa''ya birer telgraf çekti. Salih Paşa''ya bağlılık dile getirilirken, M. Kemal Paşa tehdit edilerek, halkın ancak Padişah''a bağlı olacağı belirtiliyordu. İstanbul''a çektiği telgraflarla da Padişah''a bağlılıkları belirtilerek Salih Paşa''nın Sivas''a gelmesi isteniyordu. M. Kemal Paşa bu olaya çok önem vererek suçluların tutuklanması için Sivas Valiliği''ne emir verdi. Suçlular tutuklandıysa da Vali bu olayı fazla önemsemedi. Oysa hareket İstanbul''da M. Kemal Paşa''nın otoritesinin sarsıldığı biçiminde yorumlanıyordu. Sonradan anlaşıldı ki, bu olayın arkasında İngiliz Muhipler Derneği ve Sait Molla vardı. Ulusal Mücadele''ye karşı M. Kemal Paşa''yı geri getirmek, görevinden azletmek ve son olarak tutuklatmak gibi yollarda başarılı olamayan Padişah ve İngilizler, milliyetçilere karşı yeni bir yol olarak, iç ayaklanmalar yöntemine başvurdular. Yunanlılar Batı Anadolu''yu ele geçirmişlerdi. M. Kemal Paşa Anadolu''da bağımsızlık bayrağını açmış, ulusu örgütlüyordu. İtilaf Devletleri''nin ise M. Kemal üzerine gönderecek yeterli askeri yoktu. Çünkü kendi kamuoyları savaştan bıkmış ve Orta Doğu''da ülkelerinin yeni bir savaşa girmesini istemiyorlardı. Bu durumda İngilizler Padişah ve İstanbul Hükümeti aracılığı ile iç karışıklık yoluyla M. Kemal''in otoritesini ve doğmakta olan ulusal iradeyi daha başlangıçta yok etmek istiyorlardı. Bu amaçla Adapazarı yöresinde birkaç kişi paralı askerler tutarak "M. Kemal Paşa''nın Padişah olmasını kabul etmeyeceğiz" şeklinde bir sloganla Kuva-yı Milliye''ye karşı çıktılar. M. Kemal Paşa''nın İstanbul Hükümeti''ni uyarması ve İzmit''ten gönderilen ulusal birliklerle bu olay bastırıldı. İstanbul''da Hürriyet ve İtilaf Partisi, Askeri Nigehban Cemiyeti ve İngiliz Muhipler Derneği bir birlik kurarlarken, Ali Kemal ve Sait Molla da Müslüman halkı Ulusal Mücadele''ye karşı kışkırtıyordu. Bütün bu kışkırtmaları yapanlar henüz yeterince örgütlü değildi. Fakat kısa bir süre sonra, planlı bir şekle dönüşen bu hareketler, Ulusal Mücadele''yi içten çökertebilecek kadar tehlikeli boyutlara ulaşarak iç ayaklanmalar haline geldiler. Bu konudan daha sonra ayrıca söz edileceği için şimdilik bu kısa açıklama ile yetineceğiz. KOMUTANLAR TOPLANTISIOsmanlı Meclis-i Mebusan''ı Padişah tarafından dağıtıldıktan sonra seçime gidilmemişti. Hükümet seçim konusunda vaadde bulunmasına rağmen hiç bir çalışması yoktu. M. Kemal Paşa İstanbul Hükümeti ile ilişkileri koparır koparmaz, 13 Eylül 1919 tarihinde seçim konusunda vali ve komutanlara bir bildiri yayımlamıştı. Ferit Paşa Hükümeti''nin düşürülmesi, Ali Rıza Paşa Hükümeti''nin M. Kemal Paşa ile yumuşak ilişkiye girmesi Salih Paşa ile Amasya''daki görüşmelerde Meclis''in toplanması kararlaştırılmıştı. Salih Paşa, Hükümet ile Heyet-i Temsiliye arasında tam bir antlaşma sağlamayı vaad etmiş, olmazsa istifa edeceğini belirtmişti. Fakat ne bu antlaşmayı ne de sözünü yerine getirmedi. Toplanacak Ulusal Meclis''in mutlaka İstanbul dışında Eskişehir veya Ankara''da toplanmasını isteyen M. Kemal Paşa''nın aksine, Hükümet İstanbul''da toplanmasında ısrar ediyordu. İşin garibi Ali Fuat Paşa dışında Anadolu''daki bütün komutanlar da aynı görüşte idiler. M. Kemal Paşa bu durum karşısında Sivas''ta yüksek düzeyde bir toplantı yapmaya karar verdi. 16 Kasım''da Sivas''ta komutanlar Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşalar ve diğerleri, Heyet-i Temsiliye ve önemli kişiler, GELİŞEN OLAYLARSivaslı kadınlar Kongre sırasında etkilenmişlerdi. 18 Kasım ''da bir toplantı yaparak ülkenin düştüğü kötü durumu ve Türklere karşı yapılan haksızlıkları görüştüler. İtilaf Devletleri temsilcilerine çektikleri telgrafla da, Yunanlıların gösterdiği vahşet, Türk topraklarının haksız yere işgal edildiği ve Avrupa ile Amerika''nın bu haksızlıklara göz yumduğu belirtiliyor, kendilerinden adalet istendikten sonra da, Türk kadınının da erkeğinin yanında bağımsızlık din ve namus için savaşacakları belirtiliyordu. Aralık ayında "Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti"ni kuran Sivaslı kadınlar, İstanbul ve diğer şehirlerde de şubeler açtılar. Gazetelerde yazılar yayınlayarak çalışmalarını sürdürdüler. Bu arada İstanbul Hükümeti Anadolu''ya "Nasihat Heyetleri" göndererek, halkı ve yöneticileri; hükümet politikası dışına çıkmamaya, silahlı mücadeleye girmemeye çağırıyordu. Aynı tarihlerde Doğu Anadolu''da Ermeniler saldırılarda bulunuyorlardı. Güney Anadolu''da ise İngilizler ve Fransızlar Adana''yı işgal etmişlerdi. Antep, Urfa Ocak 1919''dan beri İngiliz işgali altındaydı. Bu işgallerle birlikte buralara önemli Ermeni göçleri başladı ve bu sebeple buradaki Türklerin can, namus ve mal güvenlikleri kalmadı. Diğer yörelerin aksine, Mondros Ateşkesi''nden sonra burada "Müdafaa-i Hukuk" ve "Redd-i İlhak" gibi dernekler kurulmamıştır. Kilikyalılar Derneği ise varlık gösterememişti. Sivas Kongresi''ne ise bu yöreden hiç temsilci katılmamıştı. M. Kemal Paşa''nın askerlikten ayrıldığını ancak iki ay sonra öğrenebilen bu yörenin, ulusal örgütlenme çalışmalarının dışında kalması, yörenin her türlü ulaşım ve haberleşmenin dışında olması ve buraları işgal eden İngilizlerin işgalinin geçici olduğu inancı idi. Fakat İngiltere ile Fransa arasında 15 Eylü1 1919''da yapılan anlaşma ile Suriye ve Güney Anadolu, Fransız Mandasına verilince bu bölgeye Fransız yönetimi ve Fransızların yanı sıra Ermeniler yerleşmeye başladı. Bu yeni gelişme Temsil Heyeti''nin de dikkatini çekti. Bu tarihe kadar sorun yokken, bu yörede de yeni bir cephenin kurulması gerekiyordu. Oysa Temsil Heyeti''nin elinde düzenli yeterli askeri birlik yoktu. Temsil Heyeti yayınladığı bir bildiri ile bölgeyi üçe ayırdı. Ulusal birlik için birleşilmesini, alışverişin mutlaka Müslümanlar arasında yapılmasını, güvenlik kuvvetlerinin mümkün olduğunca Müslümanlardan oluşmasını ve yönetimin elde bulundurulmasını önlem olarak aldı. Buradaki Kuva-yı Milliye''nin örgütlenmesi için üç subay görevlendirildi ve bunlar bölgenin örgütlenmesi için çalıştılar. Hepsi birer kahramanlık destanı olan Antep, Maraş, Urfa savunmalarını ileride ayrıca ele alacağız. Yine aynı tarihlerde İtilaf Devletleri Eskişehir-Ankara demiryolunun işletmesini engelliyor, Fransızlar, Bandırma-Soma demiryolunun kontrolu bahanesiyle Bandırma''ya asker çıkartıyor, işgal altında bulunan yerlerde yayınlanan bazı gazeteler Ulusal Kuvvetlere karşı yayın yapıyorlardı. Diğer yandan seçimler yapılıyor ve Meclis''in toplanması yaklaşıyordu.
Hazırlayan:SABRİ DİNAR Kaynak:Ergün AYBARS,Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basımevi, İzmir, 1986
|
|||
| Son Güncelleme ( Pazar, 29 Mayıs 2011 14:28 ) |
Yorumlarınız...
- BİR ÇİFT GONCAGÜL
içten ve duygu yoğunluğu ile yazılmış bir mektup,U...
24.02.12 00:47 - BİR ÇİFT GONCAGÜL
Allah mutluluğunuzu daim etsin Nuran hanım
13.02.12 21:12 - Karlar Kraliçesi
gönlüne sağlık, gençlik şiiri belli
10.12.11 20:27 - ATATÜRK’Ü ANLAMAK
tebrik ediyorum. iyi tesbitlerde bulunmuşsunuz. At...
12.11.11 09:59 - BİR GÜN GÜNEŞ BİZİM İÇİN YENİD...
Ne güzel özetlemiş yazar kardeşimiz,"kerameti kend...
28.09.11 11:13
Günün Ayeti
Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar.














