Köşe Yazarları
|
KÜLTÜR-İSLÂM |
| Cüneyt ÇAL | |
|
ÖZÜR DİLERİM ÖĞRETMENİM "SAYIN" KELİMESİNİ UNUTTUM |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
YA POLİSİN HAKKI!! |
| Ünal BENLİALPER | |
| İNGİLTERE TARİHİ VE YAHUDİLER |
|
|
|
| Yazar Cüneyt ÇAL on Çarşamba, 27 Haziran 2007 21:56 | |||
|
İNGİLTERE TARİHİ VE YAHUDİLER İngiliz Kralı Birinci EDVARD (1272-1307) büyük bir vâzıı kanun idi. Bu kanunda, Roma kanunlarının esas ve fikirleri mevcut değildi. Bu tarihlerde İngiltere Fransa'ya tâbi bulunuyordu. Bu devirde Yahudiler her tarafta zulüm ve hakaret görmekte idiler. "İngiltere’de bütün tacirler Yahudilerin İhtikârına hedef olmuşlardı. “1290'da EDVARD Yahudilerin İngiltere’den katiyen tartlarını emir etmişti." Bunların yerine İtalyan sarraflar getirtmişti. Bu devirler hep ihtilâllerle geçmiştir. Tarih, Yahudi hakkındaki şiddetlerden sonra daimî ihtilâllerin baş gösterdiğini ilk çağdan beri göstermektedir. Yerine oğlu İkinci EDVARD (1307-1327) geçti. İhtilâller ve isyanlar bunun zamanında da devam etti. Zaten Avrupa'nın durumu Yahudi entrikalarıyla bozulmuş bulunduğunu evvelki sayfalardan hatırlamak mümkündür. Bu Kral tahtından indirilmiştir. Yerine Üçüncü EDVARD (1327-1377) geçti. İhtilâller bunun zamanlarında da devam etmekle beraber meşhur "Yüz sene harpleri" de bu devirde başlamıştır. 14 üncü asırda İngiltere, Avam ve Lortlar Kamarası olarak iki gruba ayrılmış, ruhbani İdareden feragat etmiştir. İngiliz meclisi Lortlar tarafından teşkil olunur. Avam mebuslarının muvafakati olmadan vergi toplanamazdı. Üçüncü EDVARD devrinin en meşhur avamı VlKLlF idi. Bu adamın hayatı pek meçhuldü. Oxford'da tahsilini ikmal etmiş, Fransisken rahiplerin' den KlLYOM OKKAM'ın eserlerinden istifade eylemişti. Üçüncü EDVARD'ın vefatından sonra İngiltere bir İnkılâba hazırlanıyordu. Bu inkılâbı hazırlayan VlKLlF idi. VlKLlF Papanın cismanî nüfuzuna taarruz ettikten sonra; ruhanî nüfuzuna, Katolik kilisesinin silsilei meratibine ve dilenciler tarikatına da taarruz etmişti. Buna göre "rahipler ellerinde malları İyi bir surette idare edemezlerse krallar bunları geri almak salâhiyetine malik olacaklardı. VlKLlF'in bu fikri papa 11. Greguar tarafından itham edilmiş, fakat VlKLlF Prens do GAL tarafından himaye görerek beraat kazanmıştı. Bundan cesaret alan VlKLlF "kütübü mukaddese de efkârı ilahi yenin gayet sarih bir surette beyan edilmiş bulunduğuna itikat eylediği cihetle "Tevrat’ı herkesin anlayabileceği bir şekle koymak istemiş ve derhal İngilizce’ye tercüme etmiştir. Aynı zamanda, arkalarında kaba bir pösteki, baslarında geniş bir şapka, ayaklarında üstü açık ayakkabıları olduğu halde birçok rahipler vasıtası ile İncil ahkamını da telkin ettirmişti. Bu rahipler en ziyade köylüleri isyana teşvik eylemişlerdi." (Büyük Tarihi Umumî, cilt 6, sayfa 132, Yazan: Merhum Ahmet Refik Bey.) Bu VİKLlF adındaki papazın Yahudi olduğu aşikârdır. Bütün hakikatlerin "Tevratta bulunduğuna İtikat ettiğinden İngilizce’ye çevirmiştir. İncil’den yaptırdığı vaazların mahiyeti de geçmiş sayfalardaki bilgilerden öğrenilmiştir. Yâni bunlara göre Hazreti İSA komünisttir. Bunlar İncil’i ve bütün her şeyi kendi Tevratlarına uydurmak, bütün fikirleri "Tevrat" kadrosu içinde eritmek isterler. Buna "Tevrat - İncil" mücadelesinden yahut Yahudilikle Hıristiyanlığın boğuşmasından başka bir isim verilemez.
12. ve 13. asırda "Faizle para vermeyi kilise menetmişti. 0 zaman bu gibi muameleler yalnız Yahudilere inhisar eylemişti. Yahudiler halkın daima nefretine uğrarlar, başlarına giydikleri boynuzlu serpuş İle daima bir hakaret İçinde yaşarlardı. Fakat bütün bu hakaretlerin intikamını da kendilerini tahkir edenlere ödünç para vererek alırlardı. İstedikleri faiz çok ağır olurdu. FlLlP OGÜST % 14 faize müsaade etmişti. Bu faizin ekseriya % 60 ve yüzde yüze çıktığı vaki olmuştu. Hattâ bir İngiliz rahibi 25 lira ödünç almış, dört sene içinde 840 lira faiz vermişti. Murabahacılardan yakayı kurtarmak gayet müşküldü. Bazı şehirler, surları dahiline Yahudi kabul etmemeye karar vermişlerdi. Fakat krallar, kendileriyle arkadaş oldukları için, Yahudilere müsaadelerde bulunmuşlar, kendilerinden gayet ağır vergiler almışlardı." (Büyük Tarihi Umumî, cilt 6, Sayfa 239-240. yazan: Merhum Ahmet Refik Bey.)
Yukarıdaki satırlar Yahudi’nin servetinin ve altınlarının faiz vesaire birçok çeşit gayri meşru yollarla milletlerin elinden alınmış servetlerinden ibaret olduğunu, asırlarca evvel İngiltere'nin yâni Avrupa'nın Yahudilerden yaka silkmiş bulunduğunu, bu hadiseler ayrıca Yahudi’nin Avrupa'ya ne kadar sinmiş ve yerleşmiş binaenaleyh İhtilâl, fesat ve isyanları koparacak olan sefil halk tabakalarını para sayesinde nasıl elde ettiğini, her şeyden evvel İmparatorları avucu İçine aldığını ve İmparatorların, tebaalarının Yahudi vasıtası ile nasıl soyduklarını, ve tabiî Yahudilerin, İmparatorların her zaafını bol bol istismar ettiğini, milletle Kralın ve idare makamlarının aralarını açmak için bunlardan büyük fırsatlar olamayacağını ibretle göstermektedir. JAN BOL: UVlKLEF'in yoluna talebesi JAN BOL devam etti. Bunun "nutuklarında ele aldığı başlıca meseleler, hürriyet, musavaat, demokrasi ve komünizm idi. İnsaniyetin artık geride kalmış İlk devirlerine nazarlarını atarak şunları söylüyordu." "ÂDEM’İN çift sürdüğü ve HAVVA’NIN iplik dokuduğu zamanlarda "Gentilhomme = Kibar, asilzade insan" diye tanınan adam nerede idi?" 0 tabii hukuk kaideleri mucibince tabiî devleti tavsiye ediyor ve şöyle diyordu. "İptidada bütün İnsanlar müsavi idiler. Efendi ve hizmetkâr münasebetleri, ahlâksız adamların cebir ve tazyik arzularından vücut bulmuştur..."
Londra'ya 1987'den beri her yıl birkaç kez gidip gelmekteyim. 0 üzerinden güneş batmayan imparatorluğun yerinde yeller esiyor Yahudi husumeti yüz yıllardır imparatorluğu öyle hale getirmiş ki her tarafta oğlanlar pab'ına rastlanır. Aile yapısı tamamen dejenere olmuş, girl friend boy friend metres yaşantısı topluma hakim olmuş. Bir defasında York şehrine gitmiştim. İç kısımlara gittikçe halk fakirleşiyor, elbiselerinin renkleri solmuş, kıt kanaat geçindikleri her halinden belli olan bir yığın insanla karşılaştım. Yahudi’nin itikat yapısını da bozduğu kilisede İngiliz halkını manevi olarak tatmin edememiş. Laik demokrasi imparatorluğu o hale getirmiş ki erkek erkeğe evlenilmesi için resmen kanun çıkartılmış, kısacası büyük Britanya İmparatorluğu ne yazık ki Yahudi’nin Laik kültürüyle tıpkı Yunan ve Roma hatta Pompei gibi kokuşmuş, bitmiş, tükenmiş ekonomik bakımdan da dünyaya satacağı lisanından başka bir şeyi kalmamış... Gerçekten kaliteli bir milleti Yahudi ne hale getirmiş... İmparatorluk öyle zor duruma düşmüş ki halkına kelle vergisi çıkarmış bu yüzden halk Londra sokaklarını kırmış, dökmüş, yakmış ve yıkmış. Geçenlerde tahminen 1993de on-on üç yaş arası iki çocuk seyrettikleri filmin etkisinde kalarak 8 yaşındaki bir çocuğu kaçırarak öldürdüler. Fakat İngiltere okullara Kuran dersleri koydu. Gidişatın kötülüğünü anlayan Prens Chalrs İslam’la barışmanın zamanının geldiğini her fırsatta vurguladı. Ne var ki Yahudi husumeti, Chalrs'a kuru sıkı mermi attırdı, aklını başına almasını İslam’dan bahsetmemesini aksi takdirde hakiki mermilerin kullanıla bilineceğini İşaret ediyordu. Fakat her şeye rağmen İslam İngiltere’de ilerliyor. Yirmi bin İngiliz hanımefendisi İslam’ı seçiyordu. Kaynak : ŞEYTANCA PROTOKOLLER
|
Yorumlarınız...
- BİR ÇİFT GONCAGÜL
içten ve duygu yoğunluğu ile yazılmış bir mektup,U...
24.02.12 00:47 - BİR ÇİFT GONCAGÜL
Allah mutluluğunuzu daim etsin Nuran hanım
13.02.12 21:12 - Karlar Kraliçesi
gönlüne sağlık, gençlik şiiri belli
10.12.11 20:27 - ATATÜRK’Ü ANLAMAK
tebrik ediyorum. iyi tesbitlerde bulunmuşsunuz. At...
12.11.11 09:59 - BİR GÜN GÜNEŞ BİZİM İÇİN YENİD...
Ne güzel özetlemiş yazar kardeşimiz,"kerameti kend...
28.09.11 11:13
Günün Ayeti
İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”














