Köşe Yazarları
|
KÜLTÜR-İSLÂM |
| Cüneyt ÇAL | |
|
ÖZÜR DİLERİM ÖĞRETMENİM "SAYIN" KELİMESİNİ UNUTTUM |
| Nuran ÇAL | |
|
ANLAYACAKSIN |
| M.YAYLA | |
|
YA POLİSİN HAKKI!! |
| Ünal BENLİALPER | |
| HIRİSTİYANLIKTAN ÇIKARMA TEŞEBBÜSLERİ |
|
|
|
| Yazar Cüneyt ÇAL on Cumartesi, 30 Haziran 2007 22:28 | |||
|
HIRİSTİYANLIKTAN ÇIKARMA TEŞEBBÜSLERİ Bu hareket bazı mebusların himayesi altında taşrada başlamıştır. "Bu cümleden olarak ANDRE DUMONT 1 Teşrinievvel 1793 tarihinde Abbeville'den halka "Papazların siyahlar giyinip kuklalar oynatan bir takım soytarılar veyahut Pierro'lar olduğunu ve yaptıkları her şeyin para koparmak için maymunluktan ibaret bulunduğunu" söylediğini yazmaktadır. Aynı tarihlere doğru Nevers'de memur bulunan mebus FOUCHE daha ileri gitti. 26 Eylül tarihli bir beyannamede (yalan olarak) Convention'dan "halkın maalesef henüz iman ettiği bâtıl ve riyakar dinler yerine cumhuriyet ve tabiî ahlâk dinini koymak" vazifesini aldığını bildirdi. 10 Birinci-teşrinde mezarlıklar hakkında bir talimatname çıkardı. FOUCHE ile görüşen ve hiç şüphesiz anlaşan CHAUMETTE, 16 Birinci teşrin tarihinde bu talimatnameyi esas itibariyle Paris Commune'une de kabul ettirdi. Rocfort kasabasında mümessil LAlGNELOT köy kilisesini hakikat mâbedine çevirtti ve sekiz Katolik papazı ile bir Protestan memuru burada yapılan büyük bir merasime gelerek rahiplik silkinden çıktılar (31 Birinci teşrin 1793). Convention Hıristiyanlıktan çıkarma hususunda fiilî bir teşebbüse kadar gitmemekle beraber bir zamandan beri öyle "feylesofça" bir eda aldı ki bu eda hiç şüphesiz uyuyan birçok cüretleri uyandırdı. 10 Ağustos 1793 bayramı, "mahiyeti sırf lâik olarak yapılan milli bayramların birincisidir" denebilir. Bu bayrama riyaset eden HEROLD DE SECHELLES, uğruna şarap dökülen tabiat heykelini ilâhlaştırır gibi görünmektedir. 2 Birinci teşrin 1793 tarihinde Convention, MARlE - JOSEPH - CHENlER'nin bir raporu üzerine DEKART’IN (Descartes) kemiklerinin Pantheon'a nakline karar verdi. MARlE - JOSEPH -CHERlER raporunda diyordu ki: "DEKART eski hataların yerine bir takım yenilerini koymakla kalmış olsaydı dahi insanları inanmağa değil. farkına varmadan düşünmeğe ve tetkike alıştırması, dünyada yaptığı en büyük iyiliktir.” Gregoriyen takviminin yerine cumhuriyet takviminin geçirilmesi, ayların isimlerinin ve haftanın değiştirilmesi, fikirlerdeki değişikliği veya değişikliğe hazırlığı gösteriyordu. "Bu tedbirlerindin muhalifi bir politika ilhamı ile alındığı FABRE D'EGLANTiNE ile ROMME'un mezhebe karşı feylesofça hareketlerle dolu olan raporlarında gün gibi aşikâr olarak görülmektedir." Bayramların ve tarihlerin yerine başka bayramlar ve başka tarihler koymak, pazarı kaldırmak, hafta yerine lâikçe on günlük bir müddet yerleştirmek, aziz isimleri yerine "hakikaten millî zenginliği gösteren eşya isimleri" zikretmek, Katoliklikten bütün süsünü ve şerefini söküp almak ve bu dini millî İtibardan şiddetle fırlatıp atmak... 15 Brumaire sene II tarihinde Konvansiyon bir nutuk alkışladı ve basılmasını emretti. Bu nutukta MARlE - JOSEPH - CHENlER Katoliklik yerine vatan dininin konmasını teklif ediyor ve şöyle diyordu: "Cumhuriyet evlâtlarını hâlâ üzerlerine çöken dindarlık boyunduruğundan kurtarınız... Bâtıl itikatlardan kurtulmuş olan ve Fransız milletine temsile liyakat gösteren sizler, tahtlarında yere serilen sakin düşüncelerin enkazı üzerine biricik cihanşümul dini elbette kuracaksınız. Bu dinin ne gizli ne de bilinemez bir tarafı vardır. Yegâne umdesi MÜSAVATTIR. Kanunlarımız onun hatipleri. hâkimlerimiz de onun reisleridir. Bu din büyük aile buhurdanını yalnız herkesin anası ve müşterek ilâhesi olan vatan mihrabı önünde yaktırır." Bu nutuklar halk üzerinde tesirini gösterdi. "Bu Paris'te değil, eski Fransa'nın bir çiftçi bölgesinde oldu. Rİsorangis halkının azizi SAİNT BLAlSE idi. Bir genç gönüllü bu halka BRUTUS'den bahsedince onlar hemen aziz BLAlSE'nin tasviri yerine BRÜTÜS'ün tasvirini koydular ve nahiyelerine de BRÜTÜS ismini verdiler. Bu Örneğe komşu nahiyeler de uydu." Bu haller şüphesiz inkılapçılara cesaret vermiştir. Bu civar halkından bazıları alay için cüppeler giymiş oldukları halde "Millet Meclisi huzuruna geldiler ve bâtıl itikatlarını terk ettiklerini, bundan böyle papaz istemediklerini söylediler. Hemen o celsede âmme selâmeti encümeni komünlerin, son kararı vilâyetler vermek üzere, ruhban dairelerini lağvetmek hususundaki haklarını, BARERRE'e müdafaa ettirerek, Konvansiyona kabul ettirdi. Bunun üzerine Katolik aleyhtarlığı hareketi Paris'te o kadar arttı ki, başpapaz Gobel papazlarından on biri ile vazifesini terke karar verdi." "Herkes, bir din ile vatan arasında bî namaz kalmış olmaktan usanıp, nihayet kendilerini cumhuriyete veren bu adamları kucaklamak için koşuyordu." "20 Brumaire sene II tarihinde (10 İkinci teşrin 1793) Notre Dame kilisesinde bir hürriyet şenliği yapıldı. Bu şenlikte vilayet ve Commune heyetleri ile halktan büyük bir kitle hazır bulundu ve şenlik açıkça Hıristiyan aleyhtarı bir mahiyet aldı. Burada Operanın kadın sanatkârlarından biri hürriyeti temsil etti. "Aklı mantık mihrabı" üstünde "hakikat meşalesinin” yandığı görüldü. Bundan sonra vilayet ve Commune heyetleri Meclisin Önüne gittiler. CHAUMETTE halkın bundan böyle tabiatın verdiği ilahlardan başka ilah da, papaz da istemediğini söyledi: "Biz halkın müdiranı, onun bu isteğini aldık, onu Aklı mantık mâbedinden size gösteriyoruz..." dedi ve bu Aklı mantık mâbedi (temple de la rai son) isminin bundan böyle Notre Dame kilisesinin adı olmasını istedi. Hemen bu talebe uygun bir kararname çıkarıldı. Hürriyeti temsil eden sanatkar kadın riyaset kürsüsüne oturtuldu. Ve reis lie (reis LALOY idi) kâtipler tarafından kucaklanarak öpüldü. Bundan sonra bütün Convention Notre Dame kilisesine gitti ve şerefine aynı merasim orada da tekrarlandı. Ayın 21. olan ertesi gün, Convention'a halk cemiyetleri merkezi idaresi tarafından yazılan ve Commune ile Section'lar tarafından da tasdik edilen bir istida verildi. Bu istidada papazların aylıklarının kesilmesi isteniyordu. "Hâlâ fala inananlar bu aylıkları versinler, fakat İlah olarak faziletle vatandan başka bir şey tanımayan bir Cumhuriyetçi böyle utandırıcı bir vergi esaretine niçin katlansın." Convention bu İstidayı hürmetkâr bir tavırla aldı..." "Hıristiyanlıktan çıkarma” hareketi Paris'te az zaman içinde umumileşmekte gecikmedi. Section'ların hemen hepsi dinden vazgeçtiler, kiliseleri kapadılar ve sonra bu kiliseleri Aklı mantık mabedi olarak açtılar." Convention "huzurunda papazlar tarafından yapılan istifaları ve din aleyhindeki maskaralıkları hoşça kabul ediyordu. 30 Brumaire tarihli celsesinde de kabaca rahip elbiseleri giymiş olan Ünite section'unun bir murahhas heyetini kabul ve huzurundan, tiyatro gibi taklit edilmiş bir Katolik din alayının geçmesine müsaade etmekle kendisini bu İşe daha ziyade bulaştırdı. Murahhas heyetinin hatibi akil ve mantık, hürriyet, müsavat ve cumhuriyet dininden başka bir din tanımadığına yemin edince, zabıtnamenin işaret ettiğine göre. halk da, mebuslar da "biz de yemin ederiz. Yaşasın cumhuriyet!" diye bağırdılar. Bunun üzerine Paris Commune'ü eğer tabir caizse, son adımı da atmağa cüret etti ve 3 Frimaire sene II tarihinde CHAUMETTE'in talebi üzerine şu kararı verdi: "Paris halkı hakikat akıl ve mantık dininden başka din tanımadığını beyan etmiş olduğundan dolayı Commune umumi meclisi 1-Paris'te şimdiye kadar bulunmuş olan her din kilise ve mabedinin hemen kapanmasına, 2-Kaynağı din ve mezhep fikirleri olan karışıklıklardan bütün din ve mezhep papaz veya memurlarının şahsen ve ferden mesul tutulmasına, 3- Bir kilisenin veya bir mâbedin açılmasını isteyenin şüpheli bir şahıs olarak tevkifine, 4-İhtilâl komitelerinin papazları sıkı bir surette göz altına almalarına, 5- Papazları umumi hizmetlerden ve milli imalathanelerdeki her türlü vazifelerden çıkarmak İçin bir kararname yapmasını istemek üzere Convention'a bir istida yazılmasına karar vermiştir." "Vilâyetlerde ve bilhassa şehirlerdeki eski dini kaldırarak yerine hakikat dini koymak için içten gelen ve ciddi teşebbüsler oldu. Oralarda Aklı mantık ilâheleri Paris'te olduğu gibi aktrisler değildi, hemen her yerde en muhalif şahitler bile bunu inkar etmiyor Burjuva sınıfının yüksek kısmına mensup güzel ve ismetli genç kızlardı." (Buradaki ismet kelimesinin mânasını İnkılabın mahiyeti ile birlikte kıymetlendirmelidir. Yâni sene başı, cumhuriyet ve sair gibi bayramlar vesilesiyle yüksek inkılâp tabakasının büyük ve lüks salonlarda, bir gecede binlerce lira israf ederek viskiler ve şampanyalarla bu pek sefih toplantılarda sarhoş olup karmakarışık (birbirinin kızları ve karıları ile) dans ederlermiş. Zihinlerin uyuşup vicdanın mebhut ve mahkûm olduğu bu dakikalarda, behimi hislerin gemi azıya aldığı o geniş meydanda bir lâstik top gibi kucaktan kucağa fırlatılan Burjuva kızlarının ismeti ile, sıhhatli bir aklın, aydın ve diri bir vicdanın sevk ve idare ettiği insanların İsmet telâkkisi arasında elbette bir fark olacaktır.) "Bundan evvelki erbabı kıyam akide veya usulün yalnız bir nokta veya bir kısmına karşı hilâf İdiler. (Erbâbı kıyam reformcu ve Rönesansçılar Halbuki yeni ussat -âsiler- bütün akide ve mezhebi inkâr ediyorlardı." Paris'te her mütebahhir adam mesleki mezhebî inkâra sulûkta (İnkârcılık mezhebine girmekte) bir mecburiyet gördü. Her sene kilisenin erkânı asliyesini sarsacak kitaplar, nazariyeler, mütalaalar intişar etti. (İştirak Etmediğimiz Harekât, sayfa 75, 76. Yazan: Celâl Nuri.) "Bir adam kâmil ve edip sayılabilmek için behemehal diyaneti cedidi mezhebîyle (yeni mezhepler dinine) sâlik bulunmak iktiza ediyordu. Yeni akide nasraniyet âleminde süratle intişar etti. Her mahfili kibarın lisanı Fransızca oldu." "VOLTER'den sonra gelen Batın kendisinden evvelkinin akidesine tevarüs etti. Âkıbet, Fransız ihtilâli geldi. Bütün servet ve tantana ile Fransız kilisesi yuvarlandı. Onun bazı keşişleri Roma'dan ayrılmak ve yeni bir Rafız icat etmek suretiyle bekalarını satın aldılar. Bir takımları da yeni ibahaladan (dinin haram kıldığı hareketleri helal saymak ve işlemek) istifade ettiler. Ruhanî elbiselerini attılar. Bütün hayatlarının bir hokkabazlık olduğunu ilânla dini tahkir ve terzil ettiler. Bir takım rahipler de muhakemesiz katledildi, vuruldu, asıldı, İlâh... Kiliseler kapandı, çanlar sustu. Muhalefatı mübareke (kilise büyüklerinin öldükten sonraya bıraktıkları kıymetli eşyalar) savruldu. MARAT'nın heykeli Hıristiyan şehitlerinin âbidelerinin üstüne dikildi. Bir orospu Notre-Dame kilisesinde binlerce halkın mahzarı taabbüdü oldu (yani halk bir fahişeye tapınmış). Bunlar hep bir ağızdan ilân ettiler ki hakikat, ilk defa olarak bu Gotik diri muazzamın (büyük kilisenin) sütunları altında ilâ ediliyordu. Halbuki yeni dinsizlik mezhebi eski tahrif edilmiş dinler derecesinde gaddar ve hürriyet düşmanı idi." En namlı Katolik Fransız papazları Protestanların zekâtlarıyla yaşıyorlardı. İşte dünyanın mütemadiyen taklit ve kabul etmek için zorlandığı meşhur İnkılâbın mahiyeti, yukarıdaki satırlar da şayanı hayret ve ibrettir. Lâik, tabiatçı, inkılâpçı, hürriyetçi, terakki severlerin inkılâp ve terakkiden ne anladıklarını açıkça göstermektedir. Bu, Avrupa medeniyetini istismar ve Avrupa milletlerini uşak haline getirmiş olan iğrenç bir zihniyetin asırlardır tahakkukunu temin için uğraştıkları maksatlarından başka bir şey değildir. Bunun ne ilimle, ne sanatla, ne medeniyetle, ne de hürriyetle bir alâkası yoktur. Büyük bir esaret. izmihlâl ve İnhitat yoludur ki, mensuplarını ebedî hüsrana ve esarete götürmekten başka bir netice vermez. Bu manadaki hürriyet, terakki ve inkılâp, tabiî hukukçuların inkılâp ve terakkisidir. Bu terakki İnsanın belinden aşağısına aittir. Bu medeniyet hakikî zekâ ve aklın düşmanıdır. Bu yolun akılları dondurup, muhakeme kudretlerini öldürüp, zekâyı yıkıp vicdanı imha etmekten başka bir maksat takip etmediği meydandadır. Müslüman Türk milletinin hakikî çocukları her şeyi en ilmî şekilde mütalâa ve muhakeme etmeden kendilerini çevreleyen medeniyet ve hürriyet etiketli Yunanî ve İsrailî manadaki cereyanlara masum ve temiz varlıklarını kaptırmamaları iktiza etmektedir. Şüphesiz ki doğruyu bulmak çalışmakla, taklide değil ilme sahip olmakla mümkündür. * * * "Hemen bütün şehirler yeni dine girer gibi oldular." Bilhassa cenubun batısında Hıristiyanlıktan çıkarma hareketi şiddetli oldu ve rezalet şeklini aldı. Bu hal şöyle bir tepki (aksülâmel) doğurdu. "27 Birinci teşrin 1793 tarihinden itibaren encümen ANDRE DUMONTE'un din aleyhindeki şiddetlerini şu yolda takbih etti: "İnkılâp muhaliflerine din hürriyeti ihlâl olunuyor, dine karşı din ile harp açılmıştır demek fırsatını vermemek lâzımdır." Fesatçı papazları cezalandırmak tabiîdir. "Fakat her papaz adını taşıyanı bu addan dolayı, ortadan kaldırmak icap etmez." 21 İkinci teşrin 1793 tarihinde hem Fransa'nın hem de bütün Avrupa'nın hakikî hükümet reisi saydığı adam, yâni ROBESPlERRE'İn Jakobenler kulübünde söylediği uzun nutuktan birkaç cümle, bu nutuk umumiyetle Konvansiyonun Katolik dinini reddetmek gibi bir manasızlıkta bulunmadığını beyan ederek aşırı hareketlerle inkılâp hesabına milletin dinini yıkmak isteyenlere şöyle diyor. "Dua okudukları için papazlardan şikâyet edildi. Eğer bundan men edilirlerse daha uzun dualar okuyacaklardır. Duayı men eden okuyandan daha mutaassıptır. Daha ileri gitmek isteyen bir takım adamlar da vardır. Bunlar bâtıl itikatları yıkmak vesilesi altında Allahsızlığı bir nevi din haline sokmağa çalışıyorlar." "Ben zaten sistem sahibi olan bir şahıs veya bir feylesof değil, fakat bir milletvekili gibi konuştuğumu söyledim. Allahsızlık zadegân işidir. Ezilen masumluğu koruyan ve galebe çalmak isteyen cinayeti cezalandıran bir büyük varlık fikri halk fikridir. (Şiddetli alkışlar)" "Ben orta mektepten beri dinini tutmayan bir Katolik’tim” dedikten sonra "Eğer Allah olmasaydı, onu icat etmek lâzımdı" diyor. "Hıristiyanlıktan çıkarma ile uğraşanlar ROBES PlERRE'e göre haindirler. Ecnebi adamlarıdır: "Cumhuriyet düşmanlarının ve ecnebi zalimlerin gönderdikleri adamların size kurdukları tuzağı görmüyor musunuz?.." diyor. ROBESPIERRE "Artık bundan böyle Convention'un içinde din aleyhtarlığı gibi maskaralıklar yapılmamasını istiyorum. Kiliselerde ellerinde kalan şeyleri vatan mihrabına koymak isteyen adamların bunu bir oyun ve bir alay vesilesi yapmamalarını istiyorum. Her şeyin bir sonu vardır, hattâ bayramlaşmalarında. Artık bu yolun kapanmasını talep ediyorum." dedi. Fakat yol kapanmadı bilâkis genişledi. Konvansiyon "Mukaddes kilise eşyasının hakaretle tahrip edildiğini ve hatta akıl ve mantık mabetlerinin açıldığını bildiren mektuplara şeref notu vermekte devam etti." * * * İktidar imancı taassuptan, akılcı ve tabiatçı dindarların mutaassıp ellerine geçmişti. Giyotin rasyonalizmi mütemadiyen kelle topluyor, hemen hemen işsiz kalmıyordu. Bir gün inkılâbın en muktedir şahsiyetleri arasında bulunanlar da bu satırların enselerine ineceğini belki düşünemiyorlardı. Sözlerinde zerre kadar iman kokusu bulunanların hemen hepsi başlarını vermekten kurtulamadılar. * * * Hıristiyanlıktan çıkarmacılar aleyhine olan hoşnutsuzluk husumete, husumet de isyanlara dönüştü. Birçok yerde ayaklanmalar oldu. Villequiers'de de (Cher vilayeti) Hıristiyanlıktan çıkarmacılar aleyhinde kuvvetli bir isyan hareketi olmuş, millî memurlar çan çalmak ve mukaddes sudan içmek zorunda bırakılmıştır. Halk cemiyetinin binası yıkılmış ve eğer millet bu binayı tekrar yaparsa tekrar yıkılacağı tehdit yollu söylenmiştir. "Dinimizi istiyoruz, dini muhafaza için hepimiz öleceğiz, her şeyi eskiden olduğu gibi isteriz ve böyle olursa açık kalple yürürüz." diye bağırılmıştır. Bu hiddet umumî değildi fakat çoktu. Eğer her yerde böyle gürültüler olmadıysa, gürültü edilmekten korkulduğu İçin olmamıştır.
Kaynak : ŞEYTANCA PROTOKOLLER
|
Yorumlarınız...
- BİR ÇİFT GONCAGÜL
içten ve duygu yoğunluğu ile yazılmış bir mektup,U...
24.02.12 00:47 - BİR ÇİFT GONCAGÜL
Allah mutluluğunuzu daim etsin Nuran hanım
13.02.12 21:12 - Karlar Kraliçesi
gönlüne sağlık, gençlik şiiri belli
10.12.11 20:27 - ATATÜRK’Ü ANLAMAK
tebrik ediyorum. iyi tesbitlerde bulunmuşsunuz. At...
12.11.11 09:59 - BİR GÜN GÜNEŞ BİZİM İÇİN YENİD...
Ne güzel özetlemiş yazar kardeşimiz,"kerameti kend...
28.09.11 11:13
Günün Ayeti
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.














