Siteyi favorilerime ekleSayfayı favorilerime ekleAna sayfam yapBu sayfayı paylaşBu sayfayı Email olarak gönderbize ulaşınBu sayfayı yazdırPDF olarak kaydet
Back to Top
ZEYBEK PDF Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 
Yazar Cüneyt ÇAL on Pazar, 15 Temmuz 2007 10:36   

ZEYBEK

Zeybeğimi birkaç kızan vurdular

Çukurda üstüne taş doldurdular

Bir de ya kalkarsa diye kurdular

Zeybeğim zeybeğim ne oldu sana

ALLAH deyip şöyle bir doğrulsana

Zeybeğim kalkamaz dirilemez mi

Odası mühürlü girilemez mi

Şu ters akan sular çevrilemez mi

Ne güne dek böyle gider bu devran

Zeybeğim bir sel ol bir çığ ol davran

Kırat zincirlenmiş ufuk sahipsiz

Han kayıp Hancı yok yolcu sahipsiz

Baş köşede sırma koltuk sahipsiz

Kızanlar dört yandan hep abandınız

Zeybeğin kanına ekmek bandınız(Çile’den)

Evet kızanlar zeybeğin kanma ekmek batırmışlardı. Osmanlıyı Yahudi uşağı soysuz macirler yıkmıştı. Necip Fazıl şiirinde kızanlar derken bu nankör macir güruhunu kastediyordu. Zeybekten maksatsa Osmanlı devleti İdi.

Birinci dünya savaşı bitmiş, Almanlar yenilmiş, Almanların yanında İttihat ve Terakki mason paşaların Harbe ittiği Osmanlı da yenik sayılmıştı. Vatan toprakları İngiliz, Fransız, İtalyanlar tarafından işgal edilmişti. Kız dağa çıkartılmıştı. Şimdi onu kurtaracak bir kahraman lazımdı. Bu Yahudi’nin Osmanlı’ya oynadığı oyunun ilk perdesi idi. Oyunun ikinci perdesi başlıyordu. Zekası İle sarayın güvenini kazanan Mustafa Kemal İsimli Selanik maciri padişah tarafından imkanlar sağlanarak Anadolu'ya gönderilip Anadolu halkının İşgal kuvvetlerine karşı ayaklandırıp vatani kurtarmak için yola çıkartılıyordu. Mustafa Kemal Samsun'a ayak bastığında saraya bir haber gelmişti. Mustafa Kemal İttihat Terakki mason cemiyeti üyesiydi. Fakat iş işten çoktan geçmişti.^Anadolu'da İttihat Terakkinin propagandası kesif bir şekilde çalışıyordu. Vatanı ancak Mustafa Kemal kurtarırdı, o kurtaramazsa kimse kurtaramazdı. Halk alim birine vatanı Mustafa Kemal'in kurtarıp kurtaramayacağını sorduğunda o şahıs evet şu durumda bizi ancak o kurtarır. Fakat sonra ondan bu milleti kim kurtarır bilemem demişti.

İşgal kuvvetleri geri çekiliyorlardı. Yahudi’nin onlara verdiği görev bitmîşti. Vatan kurtulmuştu. Mus­tafa Kemal vatanı kurtarmış, ne yazık ki kendi vatanı olan Selanik'i kurtaramamış, Yunanlılara bırakmıştı. Ve artık sıra sofranın duasına gelmişti. Dinle devlet birbirinden ayrılacaktı, bunu yapacak olan vatan kurtaran kahramana kim ne diyebilecekti. Yahudi Osmanlı'yı da Amerika gibi laikleştirip batıya dolayısı ile kendine köle edecekti. Oyunu anlayan bir kısım Anadolu evladı İsyan etti. Karadeniz isyan etti, fakat oyunu herkes anlayamamıştı, isyan edenler Mustafa Kemal'in emriyle işgal kuvvetlerinden daha sert karşılık gördüler. Mustafa Kemal önceleri halkı aydınlatmak için yanından ayırmadığı seçkin din adamlarını kurdurduğu sözde istiklal mahkemelerinde tek tek astırdı. İşgal kuvvetlerine karşı verilen savaşta beş yüz bin memleket evladı şehit olmuş, oysa laiklik getirilip dinle devlet ayrılırken is­yan eden Mustafa Kemal tarafından öldürttürülen Anadolu evladının sayısı ise altı yüz bin idi. Bu hangi kurtuluş savaşı İdi ve ne adına verilmişti bunu izah edecek bir insaf sahibi var mı idi?

1885 senesinde Amerika'yı laikleştiren Yahudi 1923 senesinde de Osmanlı'yı laikleştirmişti. Ana­dolu evladı mazisini unutsun, atalarının tarihini hatırlamasın diye yazısı Mustafa Kemal tarafından Kuran harflerinden değiştirilip Yunan harflerine çevriliyordu. Müslüman kadının namus sembolü olan örtüsü çıkartılmış yerine Fransa'dan manto modası getirilmişti. Bu değişikliğe çağdaşlaşma denilmişti. Halbuki Maraş’ta sütçü İMAM işgal kuvvet­lerinden bir Fransız askerinin Müslüman Anadolu kadınının örtüsüne müdahale etmesi üzerine silahını çekmiş, Fransız gavurunu cansız yere sermişti. Sözde kurtuluş savaşı kazanılmış oysa bu savaştan sonra Trabzon çarşısında Mustafa Kemal'in emri ile askerler Müslüman kadının örtüsünü yırtmışlardı. Kurtuluş savaşı imiş! "İnanmıyorum bana öğretilen tarihe Sebep ne? Mezardansa bu hayatı tercihe. Merhum Necip Fazıl haykırıyor İnanmıyorum ba­na mekteplerde öğretilen tarihe diyor. Anadolu evladının neden bu zillet dolu hayatı mezara tercih ettiğine şaşıyor. Anadolu’nun İmanlı evladı bu zillete daha ne kadar katlanacaksın. Kalbindeki küllenen imanı ne zaman alevlendirip yakacaksın. Yahudi’nin macirlere kurdurduğu laik ve kafir devleti ne zaman yıkıp vatanındaki Yahudi güdümlü macir istilasına ne zaman son vereceksin. Ne zaman gerçek özgürlük ve kurtuluş savaşını başlatacaksın? Ecdadın mezarlardan senin kıyamını gözlüyor. Onların intikamını Yahudi’den ve onun uşağı laiklerden sen alacaksın. Onlar haindirler. Hainlerse korkaktır. Bu gün sen susuyorsun, diye onlar konuşuyorlar. Macir Kemal macirlere bu vatanın en güzel yerlerini verdi. Anadolu evladı mağaralarda yaşamaya terk edilirken bir kısmı Alman gavuruna ekmek kazanmaya giderken Anadolu’nun köylerine yol yapılmazken Macirler laik devletlerinin onlara tanıdığı imkanlarla memleketin senin vatanının efendisi yapıldılar. Bu vatanin evladı kasıtlı olarak perişan bırakıldı. Bursa'da, Trakya'da, Ege'de en güzel topraklar ma­cirlere dağıtıldı. Laik devlet Anadolu'da nüfus planlaması yaparken öte yandan Bulgar macirlerini se­nin topraklarına alıp onları en güzel yerlere yerleştirdi. Çünkü macirler ataları macir Kemal'in kurduğu laikliğin koruyucusu olarak görülmektedirler. Bizim güreşçilerimizin açlıktan ağzı kokarken Bulgar muhaciri Naim'e on milyonluk vitamin ısmarlayan, onun gelmesi İçin bir milyar veren ona arabalar katlar hediye eden bu laik devlettir. 0 laik devletin başbakanı tarafından evlat ilan edilirken, Anadolu evladının ise yüzüne bakılmıyor.

Bu durum ezilen Doğu halkını ki o halk bu milletin Öz evladıdır, dedeleri bu vatan için ölmüşlerdir, Anadolu’nun cesur cefakar temiz evladına laik T.C. tam 70 senedir üvey evlat muamelesi yapmaktadır. Bu muamelenin neticesidir ki bugün doğunun mazlum milleti PKK denilen (başında ermeni asıllı Apo asıl adı Agop olan) örgütün kucağına düşmüştür.

Bu durumun tek sorumlusu LAİK TC devletidir. 0 macirlerin babasıdır. 0 Anadolu evladını doğunun insanını sadece horlamış, onları ezmiş, katletmiştir. Göçmenleriyse bakmış. beslemiş, onları baş tacı etmiştir. Elbet bunu LAİK yapısı gereği Yahudi’nin direktifiyle yapmıştır. Bugün Yahudi doğunun mazlum insanlarının bebeklerini öldürterek nüfus planlaması yapmaktadır, zira dünyada en genç nüfus bu millettedir, bu millet Yahudi’nin nüfus planlaması tavsiyelerini dinlememiştir. Batıda aile yapısını yıkan Yahu­di batıya çocuk yerine köpek bakıp beslemeyi öyle sevdirmiş ki bunu ancak batıyı gezip görenler bilir. Zürich otobüs durağında tam on kişi saydım bunlardan sekiz tanesi elli yaş üzerindeydi. Ertesi sabah alaca karanlıkta camiye giderken erkenden köpeklerini gezdirmek için sokaklara çıkan İsveçlileri hayretle seyrettim. Ne var ki son zamanlarda çocuk yerine köpek gezdirmek bizim büyük şehirlerimizde de görülmektedir.

Yahudi kendine Filistin'i vermeyen Osmanlı'nın Anadolu evladından intikam alıyor. İşte bunun ispatı.

1) Mustafa Kemal - Selanik Maciri.

2) İsmet İnönü - Romanya maciri

3) Fahri Korutürk - Yugoslavya maciri

4) Süleyman Demirel - Yugoslav maciri

5) Kenan Evren - Yugoslav maciri

Bu sıralama tesadüf değildir. Yahudi laik devleti macir Kemal'e kurdurmuş, sonra da onu macirlere teslim etmiştir. Yıllarca bu laikler Halka laikliğin dinsizlik anlamına gelmediğini söylemişlerdir. Laiklik din işlerini devlet işlerine katmamaktır. Oysa sütü kahveye katarsanız sütlü kahve olur. Katmazsanız sütsüz kahve olur. Dini devlete katarsanız dinli dev­let olur, dini devlete katmazsanız dinsiz devlet olur. Laikliği savunanlar bu millete dinin mukaddes olduğunu onu devlet işlerine karıştırmanın doğru olmayacağını söylüyorlar.

Samimiyetten uzak olan bu sözü bu vatanin evladının çoğu anlayamıyor. Siz bir dostunuza gitseniz evinin kapısını çalsanız. dostunuz çıkıp sizi görünce vay benim kıymetle dostum faziletli arkadaşım nasılsın iyi misin dese, siz de müsaade edin de içeriye gireyim orda konuşur sohbet ederiz deseniz, bu söz üzerine arkadaşınız yok olmaz ben sizi evime sokmam dese siz o arkadaşınızın önceki sözlerinde samimiyet görür müsünüz? Belki o sözlerle sizinle alay ettiğini anlarsınız. İşte bugün laikler İslam dini ile böyle alay etmektedirler. Laikliğin ne olduğunu 8 maddeyle izah edelim:

1- Laiklik, tabiata dönüş insanlar tarafından icat edildiğî İleri sürülen ve tabii hukuka aykırılığı iddia edilen kanunlardan ve dinî ilgilerden kurtuluştur. Çünkü tabiatta din devlet kanun ahlak gibi şeyler yoktur.

2- Laiklik aklın din ve vicdan baskısından kurtulması hürriyete kavuşmasıdır!

3- Laiklik dinin vicdanlara hapis olunması olayıdır.

4- Laiklik ilahi dinlerin ilgasıdır.

5- Laiklik tabi felsefenin manevi İnancı ortadan kaldırma mücadelesidir.

6- Laiklik Yahudi şeriatının (dinini) insanlığın dini -YAHOVA'yı- beşeriyetin Allah’ı haline getirmek isteyenlerin içtimaî ve siyasî taktiğidir.

7- Laiklik din işleriyle dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır ki bu tarif son derece kapalı bir tariftir.

8- İhtilal Yahudi’nin siyasî, laiklik ise dinî arzusunun nihai gayesidir.

Yahudi biliyordu ki dinli bir Osmanlı devleti kendinin dünya hakimiyetini engelleyecekti. Bu büyük engeli parçalayıp sınırlarını daraltıp adına laik TÜRKİYE Cumhuriyeti ismini verdi. Meşhur Yugoslav maciri Mehmet Akif güya bu millet istiklaline kavuşmuş gibi büyük bir oyunla Yahudi’nin esir ettiği bu millete istiklal marşı yazmıştır. Aynı macir Akif Allah (cc) bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın diye güya dua ediyordu. Oysa dua gibi görünen bu söz bu millete edilen en büyük bedduadır. İttihat Terakki mason cemaati üyesi olan Akif zamanın dehası Osmanlı'nın yüce sultanı Abdülhamit han hazretlerine istibdat isimli şiirinde insafsızca saldırıyordu. Yüce sultana

"Ne melunsun ki rahmet okuttun ruhi iblise" diyecek kadar sefihleşen bu Yugoslav maciri geveze şair "Gel ey nazende hürriyet ki canlar fersi rahindir" diyecek kadar hürriyet aşığıdır. Daha sonra güya oyunu fark etmiş gibi "Hürriyeti aldık dediler gayba inandık eyvah bizler bu bazicede yine yandık"

Akif güya aldandığını kazanılan hürriyetin bir aldatmaca olduğunu ima ediyordu. Oysa Akif’te kızanlardandı, o da Osmanlı'nın kanına ekmek batırmıştı. Kızanlar dört yandan hep abandınız, zeybeğin kanına ekmek bandınız.

Merhum Necip Fazıl tam isabet kaydediyordu, oyunun vahameti karşısında dehşete düştüğünü şu mısralarla anlatmaya çalışıyordu. "Bilmem ki susarak ölmek mi hüner Lisan çıldırıyor dil nasıl döner" Bu millete oynanan Yahudi oyununun büyüklüğü karşısında merhum lisanının çıldırdığını. dilininse dönmediğini söylüyordu. Laik devlet Akif’e neden sahip çıkıyordu? Akif’in kaldığı evi müze haline getiren derneğin başkanlığını Hıristiyanlığın Maruni mezhebine bağlı olan Ihsan Doğramacıyı "YÖK"ün başkanı yapıyordu. Oysa bu düzen Anadolu'nun bağrından çıkmış, Necip Fazıl’ın Ölüm yıldönümü dolayısıyla tertiplenen toplantıya müsaade etmemişti.

Kaynak : ŞEYTANCA PROTOKOLLER

 

Yorumlarınız...

Günün Ayeti

3 Recep 1433
EN'ÂM SÛRESİAyet - 49.
Âyetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır.

İmsakiye

Reklam
Bir bumads advertorial içeriğidir.
Telif Hakkı © 2005 - HUCESTE.COM_ 7 DEN 70 E HERKESE HER KESİME

Tüm Hakları Saklıdır. Joomla!, GNU/GPL lisansı ile BAYAZITHAN tarafından düzenlenmiştir.